Arıcılık => Köşeler => Konuyu başlatan: İzzet Akçay - 10 Ara 2016 01:53:43

Başlık: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 10 Ara 2016 01:53:43
Türk Arıcısı Piyon mu?

Elitlerin söylemleri şu şekilde; Türkiyedeki arılar birer gen kaynağıdır korunmalıdır. Dışardan getirilen arılar da bu genleri kirletmektedir.

Bu kir meselesi başlı başına bir yazı konusu. Altın çamura düşünce kirlenir de çamur altına düşünce ne oluyor?
Kirletilmemiş bu çok ama çok kıymetli genlerimiz neden ve kimin için kıymetlidir?

Bu eline arı almamış, evine propolisli ellerle gitmemiş elitlere üzerinde çalışacak malzeme lazım. Diyecek ki ben bu arıyı buldum bakın şimdi de ıslah edicem. Bir diğer elit ben de bu arının şu degerini şöyle buldum. Bir diğer elit bunu üretip para kazanacak. Velhasılı kelam bu takım elbiseli elitler kendi aralarında paslaşıp duracaklar.

Şimdi geldik biz ezik arıcılara. Biz ne yapacağız? Bekleyeceğiz.

Neyi bekleyeceğiz? Bu elitlerin tamam alın bunu kullanın diye onumuze bir arı atmasını bekleyeceğiz. Hadi buna da razıyız ama onumuze atılan arının ne bal, ne oğul, ne sakinlik değerlerini bileceğiz. Neden? Çünkü eline çerçeve almamış elitler bizden daha iyi biliyorlar. İyi demişlerse iyidir.

Mecburuz ya alıp kullanacağız. Bir sürü para dökeceğiz bir umutla. Sonra diyeceğiz ki bu arıyı kullanıyoruz ama geçinemiyoruz ne yapcaz elit abi?

Elit abi diyecek ki floradandır, iklimdendir, rüzgardandır ama arıdan değildir. Biz de piki diyip gidicez. Kanunu koyan elit amcalar, uygulayan elit amcalar, itiraz makamı yine elit amcalar. Arıcının kaçacak yeri yok.
Sonra yandaki arıcı arkadaşa gidicez dizinde ağlamaya. Ama adam mutlu. Neden diye sorucaz? Adam diyecek ki ben yurtdısından aslı asaleti belli, verimi belli ana arılar getirdim para kazanıyorum diyecek.

Kulaktan kulağa bu efsane yayılınca kıçına tek bir arı iğnesi batmamış elit amcalar da duyacak tabi. Bir panik havası esecek. Neden? Şimdiye kadar arıcıyı 50 lerden kalma ninnilerle uyuttukları, tek dertlerinin kendi kişisel kariyerleri olduğu, arıcı için tek bir araştırma geliştirme yapmadıkları ortaya çıkacak ta ondan.

Ben tarım bakanı olsam, arıcılık adına devlet kurumlarında makam işgal eden görevlilere şunu sorarım; ""arıcımın veririminin artması adına nasıl bir iş yaptın?""
Kavanozlama tesisi yaptım, ana arıyı yarı fiyatına verdim, kovan verdim diyeni görevinden atar şimdiye kadar aldığın maaşlarıda geri ver derim. Çünkü bunlar arıcının ürününü artırmasına yönelik değil zaten aldığı ve hazırda olan ürünü değerlendirmesine yöneliktir. Tarım bakanlığı şunu bilmelidir ki arıcının aldığı verimin artırılmasına yönelik yapılabilecek tek ama tek çalışma "ıslahtır". Koloni yonetimi eğitimi, modern kovan felan ikincil işlerdir.
Hollstein(Buckfast), simental(Karniyol) ve piç inek(kekotip) aynı merada aynı saatlerde yayılsa bile aynı sütü(balı) vermez.

Dağıldım yine.

Konuya dönersek bu yatış elitleri foyaları ortaya çıkınca ne diyorlar? Bunlar yurtdısından ana arı getirip bizim genlerimizi kirletiyorlar. Kaçakçı bunlar.. La yürü git! Ben de diyorum ki sizin genleriniz yurtdısından gelen genleri kirletiyor.
Yurtdısından angusu, hollsteinı, ligorini, getiren devlet elitler istemiyor diye kıt kanaat geçinen, kaçakçı olan arıcılar.
Kusura bakmasınlar da bu işler elitlerin şeyinin keyfine göre değil.

Ben ekmek parama bakarım.

Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Arı Ustası (Serkan Diril) - 10 Ara 2016 11:39:14
Köşeye kurulmuşsun hocam :)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Zulfu - 10 Ara 2016 21:48:55
Bu koseye bir  Semaver  (http://www.hepsiburada.com/semaverler-c-231428) sart.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 11 Ara 2016 06:43:16
Balın maliyeti.

- Yaşamak için gerekli para. 12x4 000= 48 000
- Yer kirası.                                 3x3 000= 9 000
- Yol masrafları                       3x3 000= 9 000
- Besleme masrafları                                = 10 000
- Malzeme giderleri                             = 5 000
- Mum+Çerçeve                                      = 7 000
                                              Toplam = 88 000

Balın kilosu 10 tl olsa bize arıcılıkla hayatımızı idame ettirmek için 9 ton bal gerekli. Kovan başı 50 kg bal alsam ben bu parayı en fazla 200 kovanla kazanırım. Bence bal fiyatları normal. Sorun kovan başı 14 kg rekolte ile bu parayı kazanmaya çalışmanız.

Aslında hatanız bu da değil. Hatanız arkadaşlar, bir şekilde başa seçilen (Hatta seçilmeyen) insanlara sorgusuzca inanmanız. Birileri size bu arı en iyisi diyor o arıdan 14 kilo bal alıyorsunuz.

Hesap sorduğunuz da "Doğada yoksa nasıl getirecek?" cevabını alıyorsunuz. İnanıp geri dönüyorsunuz. Yine hata. Demiyorsunuz ki "Yahu adam benim 5 km ilerimde 60 kilo bal aldı?" Aslında diyemiyorsunuz çünkü denemiyorsunuz.
Her önünüze gelene fikir danışıp daha da kötüsü hepsine inanıyorsunuz. Örneğin birisine ben Buckfast arısını deneyeceğim ne dersin? diyorsunuz, adam Buckfast balı cıvık oluyor diyor, vazgeçiyorsunuz. Ama demiyorsunuz ki cıvık bal ekşir, arı da o balla yaşayamaz. Sen sallıyorsun arkadaş. Ulan bir kere arının balı cıvık bırakması doğal seleksiyona aykırı diyip ağzının ortasına bir tane yapıştırmıyorsunuz.

Arıcı ne yapacak? Ya sizi çeşitli yalanlarla uyutup elindeki materyali size itelemeye devam eden kişilerin doğal yoldan ölüp gitmesini bekleyeceksiniz ya da ipleri elinize alıp bi defol git diyeceksiniz..

Alın teri ile yapılan arıcılığı takım elbiseli kişilerin yönetmesine müsade etmeyeceksiniz...
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 11 Ara 2016 06:45:27
Efsane arı Perna

https://www.youtube.com/watch?v=VDFZIy8Htlg
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 11 Ara 2016 06:48:00
Sıkça sorulan soru: Tel tabanlardan polen nasıl toplanır.

https://www.youtube.com/watch?v=DDpCeiTz9nc&t
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 11 Ara 2016 06:50:25
Şu yakışıklılığa bakın.  8)

https://www.youtube.com/watch?v=6PGZcvMxZKQ
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 24 Ara 2016 08:53:11
Şimdilik buralardayım.. :)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Esat Eryılmaz - 26 Ara 2016 23:39:44
Şimdilik buralardayım.. :)
Hocam Allah razı olsun.Zor sabrettim.Patlamaya az kalmıştı.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Hayati Meral - 30 Ara 2016 12:28:29
Hocam faydalanıyoruz teşekkür ederim. Bu verimleri (50-60kg) hiç yerli arılardan alabildiniz mi? Yani başka bir deyişle,  sizin uygulamalarınızı yapmaya çalışacağız, yerli arılarla bu kg' lara yaklaşabilir miyiz?
Arıcı arkadaşlardan, yerli arı ile çalışıp da üst üste 50-60 kg' lara ulaşanlar lütfen yazsınlar. Teşekkür ederim...
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2016 14:14:24
Hocam faydalanıyoruz teşekkür ederim. Bu verimleri (50-60kg) hiç yerli arılardan alabildiniz mi? Yani başka bir deyişle,  sizin uygulamalarınızı yapmaya çalışacağız, yerli arılarla bu kg' lara yaklaşabilir miyiz?
Arıcı arkadaşlardan, yerli arı ile çalışıp da üst üste 50-60 kg' lara ulaşanlar lütfen yazsınlar. Teşekkür ederim...

Yerli yabancı arı demeyelim. Islah edilmiş ılah edilmemiş arı demek daha uygun.8 lik sistemde son yazımda bu konuya ilişkin bir iki cümle yazdım.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2016 15:36:23
Bu sene oksalik asit vermek istemedim.
Birolun da tavsiyesi ile bitkisel ? olduğu söylenen bir ürün denemeye karar verdim.

Portakalın körük içerisinde etki ettiği biliniyor. Tütsü olarak iş görür mü onu da merak ettim. Denedik bakalım.

https://www.youtube.com/watch?v=f59nWlmg3LY
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2016 16:03:46
Yavruyu bırakmayan kolonide bitkisel ürünün 4 saat!! sonraki sonucu... Enteresan..


(http://i.hizliresim.com/qjvqnB.jpg) (http://hizliresim.com/qjvqnB)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Ziya Yapıcı - 30 Ara 2016 16:32:38
Arının durumu ne? :)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2016 17:07:34
Arının durumu ne? :)

Hayatta.  8)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: nevzatkayacık - 30 Ara 2016 18:17:59
Hocam önceden sayım yapmış mıydın?
Etki nasıl yani?
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2016 18:45:12
Hocam önceden sayım yapmış mıydın?
Etki nasıl yani?

Abi yarın net bir değerlendirme yaparız. Öncesinde sayım yapmamıştım.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 04 Oca 2017 20:04:55
Arılığımdan bir kesit.

https://www.youtube.com/watch?v=vuI0JN7c7bw
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Ercan-Bulancak - 07 Oca 2017 02:22:45
Hocam tv de izleyince düşündümki bu adam karadenizli değildir.Şehir dışı orjinlidir.Arıcılığı oradan öğrenip gelmiştir.Çünki bir yıldır memleketim Bulancaktayım birsürü arıcıyla tanıştım.Hepsi kovan sayısıyla övünüyor.Kovan başı ne kadar bal alıyorsun dediğimde küfretmişim gibi bana bakıyorlar.İş bilen pek yok da kılıç kuşanmış pek çok.İnşallah sizler arıcılıkdan geçinmeye çalışan insanlara rahatlık ve kazanç sağlayacaksınız.(Elbette öğrenmeye niyeti olanlara).
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 10 Oca 2017 16:22:05
Ocak ayında erkek çıtası girilir mi?

https://www.youtube.com/watch?v=Ddwk_LAEI34&feature=youtu.be
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Arı Ustası (Serkan Diril) - 10 Oca 2017 22:34:51
Maşallah abi bu yakında suni tohumlama videoları izleyecez demek oluyor galiba ;)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 11 Oca 2017 00:18:29
Maşallah abi bu yakında suni tohumlama videoları izleyecez demek oluyor galiba ;)

İnşallah Serkan.  ::)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 14 Oca 2017 01:51:56
42 yaşındayım.
7 yaşından 24 yaşıma kadar değişik eğitimler gördüm.
Öğretmenlik yaptım.
Ticaret yaptım.
7 sene kadar önce arılar ile tanıştım, halen daha da devam ediyorum.

Benim hayatımın en kısa özeti bu.

Farkettiyseniz arıcılık geçmişim o kadar eski değil. Bu işe başlamadan önce Turkiyede internet kullanan her arıcının geçtiği tezgahlardan ben de geçtim. Aptalca sorular sordum, tepeden bakıldım, samimi insanlarla tanıştım, ukalalıklarla karşılaştım, gerçekten iyi niyetli yaklaşımlar da gördüm.

Ama işin yerli kaynaklarla yürümeyeceğini anlamam uzun sürmedi. Gözü çevirdim yabancı kaynaklara. Baktım ki oralardaki arıcılıkla, konuşulan konularla, insanların birbirine saygısıyla bizim arıcılığın ve yaklaşımların alakası yok.

Günlerce, aylarca okudum, notlar aldım.

Biyolog olmam ve yabancı dil bilmem sayesinde kafamda kolayca bir konsept arıcılık oluşturdum. Kötü fikirleri ve iyi fikirleri birbirinden ayırt edebilecek bilgi birikimini edindim. Kendime bir rota çizdim.

Bu arada halen daha arım yok. Heyecanla baharı bekliyorum.

O sene bazı sebeplerden dolayı planları ertelemek zorunda kaldım. Mecburen bir sene daha teori yüklemesi yapmak zorunda kaldım. Ama pratik sıfır.

Bir seneyi geçirdim ve arkadaşlarımın da teşvikiyle iki arı ile başlama kararı aldım. Kovancıya gittim. Dedim ben bu şekilde 4 kovan istiyorum. Olmaz dedi. Neden? Böyle kovan mı olur? Yahu sen yap, parasıyla değil mi? Yaparım ama sonra bunun altını kapat diye gelme felan dedi. Kovan işini hallettik.

Sıra geldi arıya. Kovancım arı da satıyordu, dedik alalım. Şimdilerde iyi arkadaşız ama zamanında bir dünya beddua ettim. 3 kişi 3 körükle arının katını alamadık. Köylüler abi ne yapıyorsunuz arılar hep inekleri soktu diyince işi bıraktık. Dedik bunu katıyla indirecek bir araba bulalım bari.

O sene bal ortalaması 5-6 kilo civarında olmasına rağmen ben 17 kg bal aldım. Bu şekilde işin pratik kısmı ile tanışmış olduk.

Bu arada okumaya devam ediyorum. Yabancı kaynaklarda, yabancı arıcılarda en ufak kibir, bilgi saklama yok. Kimse kimseyi rakip görmüyor. Soruyorsun şak diye cevap en ince ayrıntısına kadar geliyor. Bir taraftan da bilimsel makaleleri hatim ediyorum.

İkinci seneye giricem halen daha ıslah edilmiş arı bulamadım. Sonra Ali Korkmaz adını duydum. Dediler onda karniyol var. Adamın telefonu yok, maili yok. Sadece Samsun tarımda çalıştığını biliyoruz. Gittim bizim ilçe tarıma dedim bana bu adamı bulun. Bir telefon numarası buldular bana. Sonuç olarak kendimi Samsunda Hüseyin adında birisi ile telefonda konuşurken buldum. Durumu anlattım. Sağolsun ruşetlerinden iki ana arıyı alıp bana gönderdi.

O iki ana benim pratiklerime yeni öğretiler ekledi. Hem arı, hem arıcılık, hem de arıcı etiği anlamında.

Dedim taşıma suyla değirmen dönmez, başladım ıslah edilmiş arının kaynağına ulaşma çabalarına. Bir iki tane arıcı dostu! Türk arıcı ile irtibata geçtim. Adamların burnu kaf dağında. Kimisi mesajlarına cevap dahi vermiyor. Sonradan duyuyorum ki başkasına benden bahsederken "Ha omu? Bana da yazdı zamanında cevap bile vermedim." diye anlatıyor.

Burada burnu kaf dağındaki bir başka üreticinin blogunda yayınladığı ana kartlarından bir üretici ismi aldım. Adamı aratıyorum Google bile bulamıyor. Almanyada bir arıcılar birliğine mail attım. Dedim bana bu adamın iletişim bilgileri lazım. Şak diye adamın kendisinden cevap geldi, "Buyrun beni arıyormuşsunuz". Durumu anlattım. Ama dedi adam benim arılarım ana arı üretimi için uygun değil, sizi şuna yönlendireyim.

Arıcı etiğini sil baştan aldık.

İtiraf etmeliyim bana arıcılığı Almanlar sevdirdi. İşini iyi yap, ahlaklı yap, hakkını al.

Sevdiğim işi yapmak adına bu işi meslek edinmeye karar verdim. Yıllar içerisinde bir çok arkadaş da edindik düşman da edindik.

Sonra fikirlerimizi öğrendiklerimizi yazalım çizelim, belki dedik bir iki kişinin arıcılığa bakışını değiştirir hem fikir verir hem fikir ediniriz. Başladım sosyal medyada  arıcılık adına bir iki şeyler karalamaya.

Fikirlerimi, karakterimi, lisanımı, tarzımı beğenen oldu, beğenmeyen oldu. Ama ben hep doğru bildiğimi söyledim. Reklam yaptığımı bu işten para kazandığımı, prim yaptığımı bir suçmuşçasına söyleyenler oldu. Bu işten para kazandığım doğrudur. Ürününü bedava dağıtan varsa tanışmak isterim.

Hayatımın her döneminde kişileri, fikirleri, olayları eleştirdim. Buna babam da dahil kendim de. Halen daha da eleştiriyorum. Ama eleştirirmeyi bile adabıyla yapıyorum.

Bir fikre, kişiye, olaya, uygulamaya yanlış, kötü demek farklı bir zihniyeti, bu yanlış doğrusu da bu demek farklı bir zihniyeti temsil eder. Ben de insanların "bana göre" yanlışlarını söylüyorum ama ekliyorum "bence doğrusu da bu".

Bu forumda ve facede yazdıklarım benim bugüne kadar öğrendiklerimin, tecrubelerimin, edinimlerimin bir derlemesidir. Hayatınıza daha önce girmiş kişilere yapıştırdığınız yaftaları bana yüklemeye çalışmayın, beceremezsiniz. Ben onlar kadar kendine güvensiz değilim. Bilmediğime bilmiyorum diyecek kadar özgüvenim vardır.

Bu forumu kurarken beş kişi yola çıktık dört kişi kaldık. İnsanların geldiklerinde boş bir forum görmemeleri adına da hızla bilgi girmeye çabaladık. Kimimiz teknik bilgisiyle, kimimiz dil bilgisiyle, kimimiz el becerisiyle elinden geldiğince katkı sağladı. Bizim elimizden bu kadar geldi. Forumda gereğinden fazla yazım olduğu doğrudur. Sizler daha doğrularını yazdıkça sileriz.

Mutlak doğru arayışında olanlar hayatları boyunca arar dururlar, çünkü öyle birşey yoktur. Bugün için mükemmel olan bir fikir yarın çöp olabilir.

Daha önce tecrube ettiğiniz mutlak doğru benim diyen, arıcılar üzerinde ego tatmini yapan tiranlar bugün evcilik oynamaktalar. Ben de en az sizin kadar bu insanları tanıyorum ve bağlıyorum. Ama bu platform her hangi bir platforma rakip, onların eleştirilebilmesi, aşağılanması için kurulmadı. Kişileri konuşmak istiyorsanız yanlış yerdesiniz.

Bu forumda her türlü fikri, bilgiyi , ürünü eleştirip yanlış olduğunu, denediğinizi ama verim alamadığınızı rahatlıkla yazabilirsiniz. Bu forum kişilerin değil bilginin "özgürce" tartışıldığı bir forum olacak. Aksini inşaa etmeye çalışanlara asla müsamaha göstermem. Dedikodu, agız dalaşı, ego tatmini yapmak için alternatif birçok platform var.

Benim yazdıklarım benim şu kısa arıcılık hayatımdan sentezlediklerimden başka birşey değildir. Mutlak doğru arayanlar bunu benim yazılarımda bulamazlar.

Buraya kadar okuduysanız helal olsun diyorum. Bir gayret daha gösterip aşağıdaki hikayeyi okursanız çok memnun olurum.


Hindistan'da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi ise artik eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru;
"Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek."
diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.
Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş.
Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış...
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;
"Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara firsat verildiginde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı... Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. "
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Zulfu - 14 Oca 2017 03:20:07
Hitabetinde gayet güzelmiş:)
Eyvallah abi ,  iyi bir şeyler yapmaya çalışanlar olmalıyız.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: onurekrem - 14 Oca 2017 10:34:48
zaten şu ego denen meret olmasa  şüphesiz ki dünya daha güzel bir yer olacak... ağzına sağlık izzet abi..
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 14 Oca 2017 12:59:59
  izzet Bey merhaba, biyografinizi yazma gereği duyduğunuza göre Sizi rahatsız eden bir şeyler olmuş.Farklı kişiler aynı konularda farklı düşüncelere sahip olurlar,bu kişilerin düşünsel ve mantıksal yargılama alt yapıları ile ilgilidir. Benim Sizinle ilgili düşünceme göre( sana soran kim diyebilirsiniz) bilgi ve tecrübenizi diğer İnsanlarla paylaşmak için zaman ayırmanız,paylaşım dilinizin okuyan herkes tarafından anlaşılabilir olması için gösterdiğiniz çaba bile yeterli. Bu çabanızın karşılığındada  Ailenizin ve Kendinizin yaşamını sürdürebilmek için gerekli olan maddi geliri elde etmeyi hedefliyor olmanız veya elde etmenizde gayet doğal.Böyle bir durum söz konusu olması halinde bile kişilerin bundan rahatsızlık duymaması gerekir. Bundan rahatsızlık duyan var ise de,bu kişiler için kullanılması gereken tanımlamayı burada yazamıyorum( forum kuralları gereği) Bu duruma örnek olarak verilebilirmi bilemiyorum,ancak bana uygun gibi geliyor.
   Burada Gabrova denilen şehirde Arıcılık sektörüne çok büyük yatırım yapmış bir kişi ile tanıştım geçen sezon. 2500 stroplast kovanlı kolonisi var. sezonda 70 ton bio bal,5000 adet 5 er çerçeveli bölme ve 10.000 üzerinde ana arı satıyor. Oldukça mütevazi ve teorik olarak küçümsenemeyecek bir bilgiye sahip. Yaklaşık 4 saat kadar sohpet etme şansım oldu,konuşmasının bir yerinde; arıcılıkla ilgili bir konuda bilgisini geliştirmek amacı ile 3 saatlik bir görüşme için Rusya lı bir profesöre 10.000 dolar ücret ödediğini dile getirdi.
Kıssadan Hisse,diyorum. 
   Çabamızı,Sizlerin ön ayak olduğu bu forum'un devamlılığını sağlamak için kullanalım. Gerisini....< SANSÜR> edin. Saygılar,Selamlar.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Hayrettin BIYIKLI - 14 Oca 2017 18:15:39
kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. "DAHA NE DESİN))Arıyla yeni tanışmış,arıyla sineği ayırt etme aşamasındaki,özellikle ben İYİKİ varsınız.DAHA ne denir?
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Ünal - 14 Oca 2017 19:43:30
Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir.
Abi saygılar.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Hayati Meral - 14 Oca 2017 23:09:44
Hocam teşekkür ederim, bizim işimiz size göre daha kolay, o kadar araştırıp incelemişsiniz, bizim yapmamız gereken sizin tecrübelerinizden yararlanmak, Bunu bile başarabilirsek ne ala... Hakkınızı helal edin..Söylediklerinize katılıyorum.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: mehmet gundogan - 15 Oca 2017 01:15:39
Hocam çok teşekkürler bizleri bilgilendirdiğiniz için, gerçekten arıcılığa bakışım çok değişti yaklaşık 5 yıldır 10 kovanla arıcılık yapmaktaydım belli bir standardı aşamamıştım mevcut bilgilerle, bu yazdıklarınızla bu kadar kolaymıydı bu arıcılık dedirttiniz çok teşekkürler tekrar.
Öğretme şevkinizin her daim devamını dilerim Saygılarımla..
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Ercan-Bulancak - 15 Oca 2017 04:13:53
Es kazara hak etmedigi bir yere gelen insan,sağa sola satasir.Yapici bile olsa eleştiriye tahammül edemez.Bence   genel bu düşüncenizi belirttikten sonra bu tür insanları muhatap alıp kendilerini değerli hissettirmeyin.İlgisizlikle ademe mahkum edin.
İstir kişinin ainesi lafa bakılmaz dusturunca çalışmaya devam.Bu çalışmalar meyve veriyormu, veriyor.gerisi fasa fiso...
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Emremutlu - 15 Oca 2017 13:01:27
Hocam ben ve benim gibi aricilar sizin actiniz bu form dayesinde abarti olarak dusunulmesin cok uzun yol aliyoruz emeginize saglik siz ve ekibiniz gercekten bizlere inanilmaz faydali bilgiler veriyorsunuz hersey icin tesekkurler
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: ballıhoca - 31 Oca 2017 14:08:41
Bu sene oksalik asit vermek istemedim.
Birolun da tavsiyesi ile bitkisel ? olduğu söylenen bir ürün denemeye karar verdim.

Portakalın körük içerisinde etki ettiği biliniyor. Tütsü olarak iş görür mü onu da merak ettim. Denedik bakalım.

https://www.youtube.com/watch?v=f59nWlmg3LY

Keşke latex eldiven taksaydin hocam. O bitkisel ürünün içeriği tahminimce flumetrin dır ve flumetrin zehirli bir madde. Karaciğer de birikiyor ve zamanla hasara uğratıyor diye biliyorum.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 01 Şub 2017 21:37:10
Ballı Hocanın tavsiyesi ile bu akşamdan itibaren bazı konuları öncelikli yazma kararı aldım. Kendisi forumda yazdıklarımın biraz sıradışı olduğunu öncelik sıralamasını değiştirmem gerektiğini söyledi.

Bazı konu tavsiyeleri de verdi sağolsun. Ben de bu akşamdan itibaren başlayayım dedim. Aslında aklımda önce ıslah hakkında söz verdiğim yazıyı yazmak vardı ama nasılsa sezona daha çok var deyip biraz erteledim.

Bu akşam yazacağım konu "Arıcılıkta para var mı?"
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Ahmet Bakan - 17 Şub 2017 16:50:21
Hocam portakal kabuğu tütsüsü iş gördümü ? :)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 17 Şub 2017 19:26:25
Hocam portakal kabuğu tütsüsü iş gördümü ? :)

Maalesef. Yanmaya devam etmemişti.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 01 Mar 2017 22:12:51
Arkadaşlar bir süre yazı yazamayacagim. Şahsıma yönelik soru olup ta cevap veremezsem kizmayin. Beş on güne aktif dinamik heyecanlı bir şekilde aranızda olacağım. Diye umuyorum.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 02 Mar 2017 09:04:48
Arkadaşlar bir süre yazı yazamayacagim. Şahsıma yönelik soru olup ta cevap veremezsem kizmayin. Beş on güne aktif dinamik heyecanlı bir şekilde aranızda olacağım. Diye umuyorum.
   Umarım nedeni işlerinizin yoğunluk kazanmasıdır, herhangi bir sağlık problemi yoktur.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 03 Mar 2017 19:12:18
Arkadaşlar bir süre yazı yazamayacagim. Şahsıma yönelik soru olup ta cevap veremezsem kizmayin. Beş on güne aktif dinamik heyecanlı bir şekilde aranızda olacağım. Diye umuyorum.
   Umarım nedeni işlerinizin yoğunluk kazanmasıdır, herhangi bir sağlık problemi yoktur.

Sıkıntı yok abi. Kısa bir yoğun dönem sadece.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 04 Nis 2017 01:26:32
Döndüm. Özlemişim forumu.  :)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 04 Nis 2017 07:35:27
Döndüm. Özlemişim forumu.  :)
  En nihayet.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Şevket Topal - 04 Nis 2017 18:09:35
İzzet bey hoş geldiniz yerinize
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 04 Nis 2017 19:40:27
Döndüm. Özlemişim forumu.  :)
  En nihayet.

İzzet bey hoş geldiniz yerinize


Hoşbulduk.
Nasıl geçiyor sezon? Aksilik yok inşallah.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Şevket Topal - 04 Nis 2017 20:00:46
Sagolun izzetbey sezon guzel olacak insallah
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 26 Nis 2017 22:59:29
Selamlar

Sezon çok yoğun başladı. Herkes işe güce daldı. Biz de forumu ihmal ettik.

Kısa bir özet geçelim bu sezon neler yaptık.

Ben arıları ana arı üretminde kullandığım için kıştan ortalama iki çerçeve çıktılar. Ocak 15 de uyandırma keklerini verdik. Şubat ortası gibi asıl kek beslemesine başladık. Başımıza gelecekleri bildiğimiz için yoğun şekilde çerçevelermizi hazırladık.

Ana arı üretiminde kullanmadığımız, bölmediğimiz ve satın aldığımızordu arılarına mart 15 ve 25 arası katları verdik. Nisan ayında katların bir kısmını tekrar yeni bir arı olarak böldük ve kalan kısma yeniden kat verdik. Aldık götürdük Amasya Taşovaya. Orada artı kestane için hazırlanacaklar ama sanırım ikişer bölme daha almak gerekecek.

Ana arı işleri ise bu sene mevsimsel ve teknik sebeplerden dolayı kötü geçti. Silikon kalıplardan ürettiğimiz ana arı yüksükleri arılar tarafından hiç kabul görmedi. Ama hatayı teşhis edene kadar 9 günümüz heba oldu.

Dışardan ana arı üretimi için alacağımız arılarda da aksaklık çıkınca sezon başlangıcı ana arı üretimi açısından tam bir kaos oldu. Halen daha da işleri tam oturtamadık. İşler tam oturdu diyebilmem için bütün boş kaplarımın dolmuş ve analandırılmış olması gerekiyor.

Suni tohumlama işleri ise beklediğimden erken başladı. Erdoğan Gümüşhaneden erkek arı kolonisi getirince işlerson derece kolaylaştı. O kanı kaybetmemek için de elimden geleni yaptım. Sonuçlar da şimdilik gayet iyi görünüyor. Şu anda yumurtaya başlayan 2017 suni tohumlamalarım olması sevindirici. Henüz Nisan ayındayız malum.

Bülentten de 40 arı siparişi verdik. Bu haftasonu anaları imha etti sağolsun. Önümüzdeki haftasonu da boşları götürüp arımızı 2 şer çerçeve bölerek ruşetlere teslim alacağız. 160 bölme daha yani. Seneye hedef 1600 arı olunca biraz fazla çalışmak gerekecek. :)

Bu sene ana arı üretimi için ecnebilerin Queen Castle, bizim kız kalesi dediğimiz 3 bölmeli kovanları kullanıyorum. Onlarda şimdilik iyi gidiyor gibiler. Yakında fotoları ile paylaşımlar yaparız.

Aaa bu arada 8 lik kovanlarımızı da bugün ilk defa kullanıma soktuk. Çok yakışıklı oldular. :)

Şimdilik bu kadar. Bilgisayarı açtıkça yazmaya çalışırım. Telefondan zor oluyor malum.

Görüşmek üzere, hoşçakalın.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 06 Eki 2017 04:12:28
Ben Tarım Bakanı Olsam


Devlet 2016 senesinde 600 milyon tl tarım desteklemesi dağıtmış. Rakamın daha iyi anlaşışabilmesi için şöyle söyleyeyim 6 000 traktör, 1500 biçer döver, 60 milyon elma fidesi, 2.5 milyon portakal fidesi parası.
Bu para her sene çiftçiye ödeniyor.

Tarım bakanlığında 57 bin personel var. Bunların 15.500 ü ziraat mühendisi, 8 000 tanesi veteriner, 5 000 tanesi tekniker, 2 000 tanesi gıda mühendisi,2 000 tanesi teknisyen ve 1 000  tanesi su ürünleri mühendisi.
Bu ödemeler bakanlık kanalı ile yapılan direkt destekleme ödemeleri. Bir de il özel idareleri yani valilikler tarafından ödenen rakamlar var. Onların ne kadar olduğunu araştırmadım.

Bu kadar kaynağa rağmen ülke tarımının bu halde olmasının tek bir açıklaması olabilir : paranın doğru kullanılamaması.
Peki ben olsam nasıl yaparım?

Öncelikle şunu kabul etmek gerek; günü birlik uygulamalarla kısa vadede yatırımlarla bu porblem çözülemez. Bize uzun vadeli çözüm gerekiyor. Sağlam temelleri olan köklü bir sistem oturtmadan çözüm mümkün değil. Bu bilgiler ışığında;

1- Tarım liseleri kurulmalı:

-Bu liselere alınacak çocuklar Anadolunun değişik illlerinden seçilmeli.
- Öğrenciler tam burslu okutulmalı.
-Öğrenciler askerlikten muaf olmalı.
-Öğretmenler diploma aranmaksızın seçilmeli.
-Alanında başarılı olmuş, tecrübeli çiftçiler bu okullara eğitici olarak alınmalı.
-Pratik eğitim teorik eğitimden çok daha ağırlıklı olmalı.
-Öğrencilere en üst düzey yabancı dil eğitimi verilmeli.
- 2 ay teorik eğitim 2 ay saha çalışması şeklinde müfredat düzenlenmeli.
-Saha çalışmaları sırasında öğrenciler maddi olarak desteklenmeli.
-Müfredata tavuk, balık, inek, koyun, keçi, arı, hindi, kaz gibi canlılar için spesifik dersler konulmalı. Kanatlılar, büyük başlar gibi genelleme dersler konulmamalı. Ve her derse bu ürünlerde başarılı olmuş üreticiler girmeli.
-Müfredata örgütleme ve pazarlama eğitimi konulmalı.
-Mezun olan öğrenciler tam devlet destekli olarak 3 sene yurtdışı staja gönderilmeli.
-Özetle öyle bir eğitim verilmeli ki, çocuklar arıcının, balıkçının, portakalcının, domatescinin, ormanın, derenin, denizin, kurdun, kuşun derdinden anlamalı ve bunların hepsini gözetip kollamalı.

2- Saha çalışması:
-Stajdan gelen öğrenciler kendi illerine geri yerleştirilmeli.
-Bu çocuklar kurumlara değil direkt tarım bakanına bağlı olmalı. Bürokrasiden muaf tutulmalı.
-Kendilerine arazi, modern ekipman, ödenek tahsis edilmeli.
-Örnek çiftlikler kurmaları sağlanmalı.
-Yukarda bahsedilen liselerin öğrencileri stajlarının bir kısmını bu çiftliklerde yapmalı. (Bütün stajlar buralarda yapılırsa ülke gerçeklerini göremezler.)
-Devlet desteğinde alternatif ve kombin ürünler denenmeli.

3- Toplum çalışması:
-Bu öğrenciler gittikleri illerde çiftçileri örgütleyerek kooperatif kuruluşlarında öncülük etmeli.
-Kooperatiflerin ürünlerinin yurtdışına satılmasını sağlamalı.
-Örnek çiftliklerde eğitim programları düzenlenmeli.
-Bu çiftlikler halkın ziyaretine sürekli açık olmalı ve bu halka duyurulmalı.

4-Pazarlama çalışması:
-Tarım ürünlerinin ihracatı vergiden muaf olmalı.
-Nakliyesine devlet destek vermeli.
-Uluslar arası fiyatlar ile rekabet edebilmeleri için gerekli yerde devlet nakliyeyi tamamen üstlenmeli. (bakınız Çin)

5- Finansman:
-Hali hazırda devam eden saçma sapan desteklemelerin hepsi durdurulmalı.

Tabi bunları yaparken LİYAKAT esas olmalı.

Bunların hepsinin 600 milyon ile yapılabileceğini düşünüyorum. Benim kafam bu kadar basıyor. Varsa daha iyi bir fikri olan dinliyorum...


Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 06 Eki 2017 07:27:44
Yukarıdaki haber metnini herkes okusun diye kopyaladım.

Kaynak:

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/redhack-bakan-ile-gorusmeyi-patlatti-tarimi-koylunun-elinden-almak-gerek-haberi-74

Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 06 Eki 2017 07:30:49
Eskiden bu tür cümleler, toplum mühendisliği adı altında yerilirdi.

Eskiden.. yani yaklaşık 15 yıl önce..

Şimdilerde moda..

Yani..

Gizli saklı fısıldaşırken, tek amaçları, daha fazla zenginlik olan bu zümre; siz tarım bakanı da olsanız, kendileri zenginleşmeyecekleri için, iş yaptırmazlar..

Ne yazık ki..
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 06 Eki 2017 12:10:02
Eskiden bu tür cümleler, toplum mühendisliği adı altında yerilirdi.

Eskiden.. yani yaklaşık 15 yıl önce..

Şimdilerde moda..

Yani..

Gizli saklı fısıldaşırken, tek amaçları, daha fazla zenginlik olan bu zümre; siz tarım bakanı da olsanız, kendileri zenginleşmeyecekleri için, iş yaptırmazlar..

Ne yazık ki..
   Eyvallah Onur Kardeşim,
               Yaptığınız son paylaşımlardan sonra hakkınızdaki düşüncelerimde yanılmadığımı anladım. Sizin gibi Kardeşlerimizin olması karanlığa izin vermeyecektir.Çok teşekkür ederim.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 06 Eki 2017 12:32:14
Rica ederim abi

Sorsan söylerdim, sıkıntı yok
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 09 Eki 2017 10:33:29
Mazot 1 tl olmalı (mı)?


Öncelikle belirteyim bu yazım ağır komunizm içerir.

Çokça konuşuluyor," mazot 1 tl olsa çiftçi para kazanır."
-Doğu Anadolu, iç Anadolu, ege bölgelerini gezenler fark etmiştir ki ekilen arazi ekilmeyen arazinin binde birinden bile az.

-Çifti başı ortalama arazi olsa olsa 20 dönümdür.

-Bütün köylerde seçilmiş, söz sahibi bir muhtar bulunur.

-Devletin tarım desteklemesi 3 milyar tl (Ben 600 milyon tl biliyordum). Yani bu parayla 30 bin traktör, 20 bin biçer döver alınabiliyor.

-Türkiyede 18 bin köy var. Kaynak: https://www.e-icisleri.gov.tr/Anasayfa/MulkiIdariBolumleri.aspx

-Bu ödemeler her yıl yapılıyor.

Şimdi bu tesbitler ışığında fikir alışverişi yapalım.

Çiftçi 20 dönüm arazisini ekmek için gidip 100 bin liraya traktör alıyor. Durumu iyi olanlar bir de biçer döver alıyor, olmayanlar kiralıyor. Bu aletlerin bakım masrafını, yakıt masrafını lastik vb masraflarını da karşılamak zorunda kalıyor. Ki çiftçinin en çok şikayet ettiği masraf da yakıt masrafı.

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım bizim memlekette birisine 1 tl ye mazot verdiğin anda sıkıntılar başlar. Sahte mazot faturaları havada uçuşur. Çiftçinin benzinli binek aracı kalmaz. Çiftçinin kalmamışken eşinin dostunun akrabasının da kalmaz. Tarlasını eken de ekmeyen de ben çiftçiyim diye ortaya çıkar. Aynen fındık bahçesine girmemesine rağmen destekleme parasını alanlar gibi.
Sadede gelirsek ben derim ki;
-Devlet kimseye destekleme dağıtmasın.
-Bu destekleme paraları ile traktör, biçer döver, su pompası gibi çiftçilik ekipmanları alsın.
-Bu ekipmanları
   -Ya eski köy hizmetleri gibi makina parkları kurarak
   -İlçe tarım emrine verilerek
   -Ya da muhtarlara tahsis ederek ,
köylünün hizmetine sunsun.
-Her ile mobil bakım servisi kurulsun.
-Köylüler bu ekipmanları randevu usulü ile kurumdan ya da muhtardan saatlik kiralasın.
-Bu araçların mazotu 1 tlden sağlansın.
-Araçların operatörleri çalıştıkları saate göre ücret alsın.
-Araçlarda GPS takip cihazı olsun.
-Öncelik köylülerde olmak kaydı ile muhtarlar köyde ekilmeyen arazileri ekmekle yükümlü olsun.
-Muhtarların ektiği alanlarda arıcının, biodizelcinin, yemcinin işine yarayacak ürünler ekme mecburiyeti olsun.
-Muhtarın ekeceği alanların tohumunu ilk turda devlet temin etsin.
-Şahsi arazisini iki sene üst üste ekmeyen çiftçinin arazisini muhtarın ekme hakkı olsun.
-Tarım bakanı olsam isimli yazımda bahsettiğim yetişmiş çocuklar bu işi yönetsin ve idare etsin.
-Sen bana oy vermedin ki diyen muhtar vatana ihanetten yargılansın.

Böyle bir sistemi oturtmak, gerek ekipman yeterliliği, gerek yetkin eleman yetiştirme gereksinimi sebebiyle 10 sene gibi bir zaman alacaktır. Ama çiftçiyi ağır mazot yükünden, makina ekipmana para bağlamaktan, bunların bakımını yaptırma masrafından kurtaracaktır.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 09 Eki 2017 15:09:54
   Teorik olarak tutarlı,hayata geçirilebilir öneriler. Tek sorun,bu uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir devletimizin olmayışı.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 09 Eki 2017 17:32:42
Yoksullara dağıtmak için verilen kömürün ticaretinin yapıldığı bir ülkede, aklıma nedense çocukken çok sevdiğim bir çizgi dizi geldi:

SMURFS:

Small Men Under Red Flag..

Hüzünlendim.. 😧
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 24 Eki 2017 01:52:48
6 bin avroluk ana mı döver 100 avroluk ana mı?

Buna karar vermek için önce bunların ne olduğunu bilmek gerekiyor. Buckfast (bizim arıcının tabiri ile belfast) dediğimiz arı adı üzerinde melez bir arı. Yani birçok arı ırkının, hattının harmanlanması ile oluşturulan bir arı.

Buckfast üretmeye 16 adet ana arı ile başlanıyor. Bu 16 arı genellikle yıllardır korunan, 20-30 nesildir devam ettirilen, aile içi çiftleşmelerle neslinin devamı sağlanan arılar. Bu 16 arıdan gerek suni tohumlama, gerek izole bölgelerde çiftleştirme, gerekse yeni kan katmalarla 8 adet ana arı üretiliyor.

Bu 8 ana arıdan yine benzer yollarla 4 ana, bu 4 anadan 2 ana ve bu 2 anadan da 1 adet ana arı üretiliyor. Bu çiftleştirmeler çok sıkı kayıt altına alınıyor. Sonuçta üretilen en son ana gerekli kriterleri sağlarsa BUCKFAST damızlığı oluyor.

Bir buckfast anasının üretimi yılları buluyor. Üretim aşamasında bir çok insan ve ekipman ve hatta ada ve izole bölgeler, nakliyeler yer alıyor.

Şimdi siz olsanız bu disiplinle ürettiğiniz bir ana arıyı kaça verirsiniz? Vatandaş en az 6 bin diyor. Kendi takdiridir.

Tabi bu buckfasti üretince iş bitmiyor. O zikredilen rakamlar al arılığında ana üret 300 kilo bal al şeklinde gerçekleşmiyor.

Üstad anlatıyor, çiftleşmemiş ana alacakmışız 2-3 sene sonra bütün arılarımız buckfast olacakmış. Bu memlekette sürekli hareket halinde milyonlarca koloni var. Yatıyorsun kalkıyorsun 30 metre yanına arı indirmişler. Sonrası Ömer Seyfettin hikayeleri gibi.

Peki bu bizim anacıların damızlık olarak kullandıkları buckfastler (belfastlar) ne ayak?

Yukarda BUCKFAST anasını üreten abi çiftleşmemiş ana üretip sadece buckfast erkeklerinin olduğu adaya ya da izole bölgeye gönderiyor. Orada buckfast erkekleri ile çiftleşiyor ve Türkiyeye gönderiyor. En iyimser şekli bu. Ya da suni tohumlayıp gönderiyor.

Türkiyedeki anacı bu gelen damızlıktan! ana üretmeye başlıyor. Buraya kadar eyvallah ama bizim anacı müşteri sekmesin diye buckfast, karniyol, kafkas, yığılca, muğla aklına ne gelirse üretiyor. Buna da eyvallah.

Bizim anacı erken para basmak için Antalyaya iniyor. Sorun şu; herkes iniyor. Sağı solu önü arkası arı dolu. E tabi ürettiği ana arı Hans’ın Thomas’ın ürettiği gibi olmuyor. Sadece adı aynı oluyor. Pardon bizimkinin ürettiği belfast oluyor. :)

Gelelim 500 lük analara.

Bu analar genelde karniyol oluyor. 35 avrodan başlayıp 550 avroya kadar gidiyor. Bu fiyat neye göre değişiyor? Valla doğruyu söylemek gerekirse özellikle düşük fiyatlı olanlar biraz üreticinin keyfine göre değişiyor.

Gelen analar genelde şu şekilde:
1- Ada/izole bölge safı: üretici elindeki damızlıktan ana üretip adadaki seçilmiş erkeklerle çiftleşsin diye adaya gönderiyor. Bu anaların Almanya fiyatında 40-50 avro civarında. Aracılar da üzerine beş on koyup buralara gönderiyorlar. 60-80 avro civarı edinilebiliyor.

2- Suni tohumlama: Üretici elindeki damızlıklardan hem ana üretip hem de sperm toplayıp dölleyip satıyor. Bunların Almanya fiyatı 70-100 avro civarında. Türkiyeye gelişi de 80-170 avro arasında aracının insafına göre değişiyor.

Burada birantiparantez yapalım. Bu Alman üreticiler öyle kafalarına göre üretim yapmıyorlar. Her birinin bir eğitim geçmişi, bilgi birikimi var. Herhangi birisi diplomasına ya da mesleğine bakılmaksızın bu eğitimleri alıp sisteme dahil olabiliyor.

Almanyada ana arı üreticileri kayıtlarını kendileri tutmalarının yanı sıra halka açık bir sisteme de giriyorlar. Bu sistemden isteyen ana arıların bilgilerine ulaşarak kendisine gerekli genleri kimden bulabileceğini görebiliyor ve kendisine bir üretim planlaması yapabiliyor.

Bu sistem arıların akrabalık derecelerine kadar hesaplayabiliyor. Ve hatta olası çiftleşmelerden oluşacak ana arıların olası verim değerlerini dahi hesaplayabiliyor. Bu sistemin adı ise”beebreed”. İlgi duyanlar bakabilirler.

3- Testedilmiş analar: bu analar 200-550 avro arasında fiyatlara satılıyor. Bu analar bir ya da iki yıl test edilerek damızlık vasfı taşıyıp taşımadıkları gözlemleniyor. Süreç sonunda da yeteneklerine göre sınıflandırılıp belgelendiriliyor. Bu analara “gekört” ana diyorlar. Ve almanyada damızlık olarak kabul ediliyorlar.

Bu grubun damızlık olarak kabul edilmesi 1 ve 2 numarada bahsi geçen anaların damızlık olmadığı anlamına gelir mi? Bu analar da genellikle gekört analardan üretiliyorlar ancak test sürecinden geçmiyorlar. Yani ortada başı boş bir üretim yok.

Türkiyedeki sistemden de biraz bahsedeceğim ama biraz toparlayalım.

Gördüğümüz gibi gerek 6 binlik gerekse 100 avroluk anaların üretiminde belirli bir sistem var. 6 binlik olanların üretimine bir çok üretici, bir çok gen, bir çok işlem ve uzun yıllar dahil olurken 100 avroluk anaların üretimi çok daha bireysel ve saf ırk üzerinden ilerlediği için çok daha kolay.

Türkiye ve yurtdışında üretim anlayışındaki temel fark izole bölgelerin kullanım şeklinde. Türkiyede izole bölge o bölgedeki arıların koruma altına alınması anlamına gelirken yurtdışında verimli ana ve erkeklerin çiftleşme bölgesi demek.

Yazıdan da anlaşılacağı üzere yurtdışında ıslah işini bütün arıcılar top yekün yapmıyor. Bu işte uzmanlaşmış, gönül vermiş kişiler ıslah işini yürütüyorlar. Arıcılara bir ırkı korumak adına topyekün ket vurulmuyor.

Türkiyedeki en büyük problem ise arıcıların ıslaha inanmaması. Buna sebep olarak ise şahsi düşüncem kendilerine üstad diyenlerin “Çiçek olsun her arı bal yapar.” demesi. Çok üstelemeden iki soru ile geçeceğim, arılığınızdaki her arı aynı miktarda mı bal yapıyor? Neden?

Diğer bir sorun ise yurtdışında ıslah işinin eğitimli kişilere yüklenmesi (ya da istekli kişilere eğitim verilmesi) türkiyede ise seçilmiş kişilere verilmesi. Arı yetiştiricileri birliklerinden bahsediyorum. Islah hakkında fikri olmayan, herhangi bir ıslah eğitimi almamış bir kişi masa başında arıcı için ne yapabilir? Ve hatta seçilmiş bir ISLAH birliği başkanı arı ölümlerini nasıl suni tohumlamaya bağlayabilir? Eğitim şart.

6 bin avroluk analardan bahseden kişi 300 kg civarında verimlerden de bahsediyor. Forumumuzda bu rakamlara ulaşan üreticilerin uygulamalarının paylaşıldığı sayfalar mevcut. Bize düşen inandırmak değil anlatmak.

Ama bu rakamlara ulaşmak sadece ıslah edilmiş arı ile olamıyor. Arıcının da ıslah edilmesi yani geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ancak profesyonel eğitim ile olabilir. Arıcılarımıza halen daha 1950 lerden kalma sistemlerle arıcılık yapmaları telkin ediliyor ve öğretiliyor.

Yazının içeriği ile pek alakası yok ama yazmadan geçemeyeceğim. Yırtık dondan çıkar gibi her fırsatta, her platformda, her başlık altında kötü geçen sezonları fırsat bilerek “Ne oldu bu sene ıslah edilmiş arılarınız bal yapamadı mı?” diyen arızalar var. Biz, yani ıslah önemli diyen kişiler, ıslah edilmiş arı denizden, taştan, kumdan bal alır demiyoruz.

Dediğimiz şey şu: ISLAH EDİLMİŞ ARI “AYNI KOŞULLARDA” ISLAH EDİLMEMİŞ ARIDAN FAZLA BAL YAPAR.

Yazı çoktan Türk arıcısının okuma eşiğini aştı. Şimdilik bu kadar. Selametle.

Yazıyla birlikte paylaşacağım görselleri okumasını bilenler için aslında bu yazıya bile gerek kalmayacaktı.

Görsel 1: Buckfast soyağacı

https://buckfastimker.files.wordpress.com/2012/04/b113her-09.gif

Görsel 2: Karniyol soyağacı

https://image.jimcdn.com/app/cms/image/transf/dimension=786x1024:format=jpg/path/s5e07df9e8bc6c4f4/image/i31f72219c672acc3/version/1498387190/image.jpg

Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: rencberselahattin - 24 Eki 2017 11:21:16
İzzet Hocam teşekür edrim bilgi paylaşımların için ülkemizde arı ile sineği ayırmayacak kadar arıcı var yılarca dili uzun diye bize arı yuturdular geçti o günler artık doğru yöntem doğru arı ve peşinden gelen başararı kolay arıcılığı takip etmeye devam.rencberselahattin.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: VELİ - 24 Eki 2017 14:55:11
Arıcılık sayfası açmış birisi diğeri de orada şöyle bir soru sormuş abi bir arıcı dedi ki bana ana arının ve erkek arının iğnesi yok dedi,doğrumu? soran arıcı! biride düzgün cevap vermiş.devamında bir yorumlar var işte anada iğne var ama şöyle kullanır yorum üzerine yorum.adamlar ciddi ciddi bu konuyu tartışıyorlar bende yazdım arı almadan önce bir kitap okuyun sonra arınız olsun sonra böyle basit konular sanki arıcılığı kurtaracakmış gibi boş tartışırsınız gibi ifadeler kullandım.Kızdılar
 Kısaca bizim Türkler önce çocuk doğurup sonra anneliği öğrenir.izzet hoca bu arıcılar mı ıslah yapacak sizce?
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 24 Eki 2017 17:28:20
Hocam siz hangi damızlık grubuyla çalışıyorsunuz?

Ada izolesi, suni tohumlama veya test edilmiş analar?

Kökenleri neresi?

En beğendikleriniz?

Hangi başlıklarda ne tür verim?

Ya da olumsuz değerler?
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 24 Eki 2017 22:43:28
Arıcılık sayfası açmış birisi diğeri de orada şöyle bir soru sormuş abi bir arıcı dedi ki bana ana arının ve erkek arının iğnesi yok dedi,doğrumu? soran arıcı! biride düzgün cevap vermiş.devamında bir yorumlar var işte anada iğne var ama şöyle kullanır yorum üzerine yorum.adamlar ciddi ciddi bu konuyu tartışıyorlar bende yazdım arı almadan önce bir kitap okuyun sonra arınız olsun sonra böyle basit konular sanki arıcılığı kurtaracakmış gibi boş tartışırsınız gibi ifadeler kullandım.Kızdılar
 Kısaca bizim Türkler önce çocuk doğurup sonra anneliği öğrenir.izzet hoca bu arıcılar mı ıslah yapacak sizce?

Islah arıcıların işi değil. Yani her arıcı ıslah yapmayacak. Islah yapmak isteyenler önce bir eğitimden geçecek. Belge alabilenler (tabi gerçek bir sınavla) islah işini yapacak.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 24 Eki 2017 22:54:04
Hocam siz hangi damızlık grubuyla çalışıyorsunuz?

Ada izolesi, suni tohumlama veya test edilmiş analar?

Kökenleri neresi?

En beğendikleriniz?

Hangi başlıklarda ne tür verim?

Ya da olumsuz değerler?

Maalesef Test edilmiş ana ile çalışma şansım olmadı.

Bolgem gereği Karniyol ile çalışmayı tercih ediyorum. Şimdiye kadar Celle, sklenar, troiseck, zwinz, perna, pechetz, Hoffman  ile çalıştım.

İçlerinde beni en mutlu eden perna oldu. Bal verimi kestanede gayet iyi. Çiçek balını kendim tecrübe edemiyorum. Biz kestaneden sonra çiçeğe gidiyoruz. O da geç oluyor. 20 kg civarı kestane üzerine 15 kg kadar kovan başı çiçek balı oluyor.

Benden arı satın alıp sadece çiçeğe gidenler söyledikleri kadarı ile ortalama 50 60 kg bal alıyorlar. Şimdiye kadar en az 35kg en fazla 108 kg geri bildirimi aldım.

Yaşadığım olumsuzluk ise iki kez başıma geldi. Zwinz den gelen arılar aşırı saldırgandı. Görüştüğümde o sene yanına buckfastci geldiğini bildirdi. İkinci olumsuzluğu sklenarda yaşadım. Kireç hastalığı var idi. O da aşırı hızlı gelişmesinden sebep idi.

Aklıma gelenler bunlar.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 25 Eki 2017 06:56:45
Teşekkürler Hocam

E bunlar da kulağıma küpe olur artık..

Bahara ya da yaz başına sizden 1 ana arı da ben alayım inşallah

İyi çalışmalar
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 25 Eki 2017 09:02:23
Hocam siz hangi damızlık grubuyla çalışıyorsunuz?

Ada izolesi, suni tohumlama veya test edilmiş analar?

Kökenleri neresi?

En beğendikleriniz?

Hangi başlıklarda ne tür verim?

Ya da olumsuz değerler?

Maalesef Test edilmiş ana ile çalışma şansım olmadı.

Bolgem gereği Karniyol ile çalışmayı tercih ediyorum. Şimdiye kadar Celle, sklenar, troiseck, zwinz, perna, pechetz, Hoffman  ile çalıştım.

İçlerinde beni en mutlu eden perna oldu. Bal verimi kestanede gayet iyi. Çiçek balını kendim tecrübe edemiyorum. Biz kestaneden sonra çiçeğe gidiyoruz. O da geç oluyor. 20 kg civarı kestane üzerine 15 kg kadar kovan başı çiçek balı oluyor.

Benden arı satın alıp sadece çiçeğe gidenler söyledikleri kadarı ile ortalama 50 60 kg bal alıyorlar. Şimdiye kadar en az 35kg en fazla 108 kg geri bildirimi aldım.

Yaşadığım olumsuzluk ise iki kez başıma geldi. Zwinz den gelen arılar aşırı saldırgandı. Görüştüğümde o sene yanına buckfastci geldiğini bildirdi. İkinci olumsuzluğu sklenarda yaşadım. Kireç hastalığı var idi. O da aşırı hızlı gelişmesinden sebep idi.

Aklıma gelenler bunlar.
   İzzet Bey merhaba,
   Konular konuları açıyor. Sklenarda yaşadığınız kireç hastalığı olumsuzluğunu aşırı hızlı gelişme sebebine bağlamışsınız. Bu durum Sizdeki koloniye özgün bir durummuydu,yoksa Sklenarların tamamı için bu genellemeyi yapabilirmiyiz.  Selamlar.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Eki 2017 00:35:48
Mustafa abi, bir genelleme yapmak hadsizlik olur. Koca bir sklenarda hattını 2 ana ile silip atacak kadar cahil de değilim. Zamanında bir ana ile karniyol ırkını silenler oldu.

Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 30 Eki 2017 08:11:50
Mustafa abi, bir genelleme yapmak hadsizlik olur. Koca bir sklenarda hattını 2 ana ile silip atacak kadar cahil de değilim. Zamanında bir ana ile karniyol ırkını silenler oldu.
   Bilgi için teşekkür ederim. Karniyol'ün diğer hatları ile kıyaslandığında daha erken geliştiği ileri sürülen bir hat. Bu durumdan kaynaklanan bir durum olabilirmi diye sordum. Sklenar ile ilgili genel gözlemlerinizi paylaşırsanız sevinirim.Şimdiden teşekkürler.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2017 03:04:39
https://youtu.be/_WJTD7Kan2Y
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2017 03:05:14
https://youtu.be/IoMAYs_kMPk
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2017 03:05:45
https://youtu.be/ADAxDPcAiwo
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 30 Ara 2017 03:12:23
https://youtu.be/w-AxyIUNH3E
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 30 Ara 2017 10:23:14
   Gecenin üçünde paylaşım yapmışsınız,ne zaman uyuyorsunuz allahaşkına.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 02 Oca 2018 12:45:02
   1. Video ve 3. Video nun 30. dakikasından sonrası çok iyi. 4. yü henüz izlemedim. Sabırlı adamsınız vesselam.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 02 Oca 2018 13:36:16
    4. video da Çok güzel açıklamalar var, genel yayınlarda söylenecek şeylerinde seçilerek konuşulması sıkıntılı olmakla birlikte. Ağzınıza sağlık.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 03 Oca 2018 21:56:20
Rahat konuşamamak biraz geriyor insanı.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: nevzatkayacık - 03 Oca 2018 22:05:17
İzzet hocam,

Keyifle izledim.

Aynı problemleri başka ortamlarda da dile getirmenin yollarını bulmak gerekli diye düşünüyorum.

Anlaşılan bi yurtdışı geziniz var.

Kolay gelsin.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Yunus Yolbilir - 03 Oca 2018 22:14:29
Izzet hocam takipteyiz hepsini izledim ağzınıza sağlık
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 03 Oca 2018 22:26:28
Rahat konuşamamak biraz geriyor insanı.
  Ateşe tutulup sıvazlanan darbuka gibi.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 04 Oca 2018 09:34:50
İzzet hocam,

Keyifle izledim.

Aynı problemleri başka ortamlarda da dile getirmenin yollarını bulmak gerekli diye düşünüyorum.

Anlaşılan bi yurtdışı geziniz var.

Kolay gelsin.

Ben gitmeyi planlamıyorum. Islah konulu bir gezinin kanımca en az 2 ay olması gerekir. Turistik gezi ya da sohbet şeklinde bir olay için o kadar masrafa gerek yok.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 04 Oca 2018 09:59:00
Rahat konuşamamak biraz geriyor insanı.
  Ateşe tutulup sıvazlanan darbuka gibi.
  4.Video daki cevapsız kalan 1 sorunuzla ilgili Sizin tecrübelerinizi ve düşüncenizi öğrenmek istiyorum, küçük kutularda çiftleştirilen( veya üretilen) analar ile ruşet tarzı kovanlarda çiftleştirilen analar arasında fark görüyormusunuz. Soruyu Çiftleştirilen veya üretilen şekli ile sordum,uygun bir zamanınızda tecrübelerinizi paylaşırsanız yönlendirici olacaktır.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 09 Oca 2018 01:43:20
Mustafa abi, ana arının davranış kalitesi çok ama çok farklı oluyor. Herkes olaya fiziksel ve kimyasal özellik olarak bakıyor. Ben bunu kocaman evde 5 çocuk büyüten bir anne ile ufacık evde bir çocuk büyütmüş anne farkına benzetiyorum. :)

Bir dönem ben de ufak kutular kullandım. Ufak kutularda üretilen analar büyük kolonilere geçtiğinde arılar tarafından oldukça hırpalanıyor.

Önemli bir hususta ana arıcının ana arının davranışlarından anlaması. Petek üzerinde haldır huldur panikle gezen bir ana arı bence henüz ana arı olmamıştır.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 09 Oca 2018 11:18:04
Mustafa abi, ana arının davranış kalitesi çok ama çok farklı oluyor. Herkes olaya fiziksel ve kimyasal özellik olarak bakıyor. Ben bunu kocaman evde 5 çocuk büyüten bir anne ile ufacık evde bir çocuk büyütmüş anne farkına benzetiyorum. :)

Bir dönem ben de ufak kutular kullandım. Ufak kutularda üretilen analar büyük kolonilere geçtiğinde arılar tarafından oldukça hırpalanıyor.

Önemli bir hususta ana arıcının ana arının davranışlarından anlaması. Petek üzerinde haldır huldur panikle gezen bir ana arı bence henüz ana arı olmamıştır.
  Son kelimesine kadar katılıyorum. Özelliklede son paragraf konuyu tam olarak anlatıyor. Teşekkür ederim.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 09 Oca 2018 22:38:40
Bu da eski bir programımız.

https://youtu.be/6PGZcvMxZKQ
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: nevzatkayacık - 09 Oca 2018 23:02:49
Kaç kere izledim bilsen.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Yunus Yolbilir - 19 Oca 2018 17:55:50
Izzet hocam sizin ic anadolu ya ana arı servis edip te geri dönüş aldığınız oldumu uyum konusunda
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 21 Oca 2018 22:28:07
Izzet hocam sizin ic anadolu ya ana arı servis edip te geri dönüş aldığınız oldumu uyum konusunda

Niğde. Konya, Kayseri, Sivas, Yozgat, Ankara illerine gönderdim. Ankaradan geri dönüş alamadım alamayacağım da çünkü bir adet damızlık göndermiştim o da bir ay önce sizlere ömür. Diğer illerden geri dönüşler çok iyi. Hatta insanları yoldan çıkaracak kadar iyi.  >:(

Arının başarısı kadar arıcının koloni yönetimi de önemli. İkisini birlikte uygulayabilenler bütün ezberlerin bozulduğunu, çevredekiler tarafından şeker balı yapmakla suçlandıklarını söylüyorlar.

Daha ne diyim bilemedim.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Yunus Yolbilir - 21 Oca 2018 23:26:33
Izzet hocam mayıs ayı dolmadıysa 3anada bana ayırın lütfen  ayrı analardan üretilmiş olarak mümkünse.  ozel den iban atarsanız ödemeyi hemen yapabilirim
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 25 Oca 2018 07:40:17
Izzet hocam mayıs ayı dolmadıysa 3anada bana ayırın lütfen  ayrı analardan üretilmiş olarak mümkünse.  ozel den iban atarsanız ödemeyi hemen yapabilirim

Selam

Bu sene F1 üretimim olmayacak maalesef. Bu seneyi tamamen arılığımı %100 tohumlanmış analardan oluşturmak için kullanacağım.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 29 Mar 2018 01:57:51
Bazen düşünüyorum (Ki genelde düşünmem). Neden?

Yabancı kaynak okuyorum, hoşuma gideni diğer insanlarla paylaşıyorum.
Günaydın ve Ziya benim lise arkadaşlarım. Çocukluğumuz birlikte geçti. Onlara da arı hastalığını bulaştırdım. Ziya Türk arıcılığı adına kilit taşı olabilecek makaleleri Türkçeye çeviriyor. Günaydın desen 500 sayfalık kitabın çevirisini yapıp yayınlıyor.

Bu adamlardan birisi Elektronik mühendisi diğeri Gemi inşaat terk şu anda esnaf. İkisinin de arıdan maddiyat adına öyle büyük beklentileri olmasa gerek.

Forumun alan adı felan masraflarını Ziya hallediyor. Belki çok para değil ama hallediyor işte.

Ben desen tembel adamın tekiyim. Öyle saatlerce çalışmak bana çok uzak. O yüzden üretimim çok kısıtlı. Yani ürettiğimi satmak için forum felan işlerine girmeme gerek yok. Zaten hiç bir yerde de ne benim ne arkadaşların satılık ilanını felan göremezsiniz.

Ablamın 3 cocuğu var üçü de tip 1 şeker hastası. Her sene teneke teneke kestane balı alıyor. Abla derdin ne diyorum, sana belli olmaz benim balım bulunsun diyor. Haklı da. Bir anda sıkılıp arı işini bırakabilirim. Geçmişte örnekleri bolca mevcut. Yarın bir bakmışsın İzzet tavuk forumu açmış. :)

E peki bu kadar çeviri, forum yazıları, facebook yazıları, bu kadar emek neden?

Kasım ile yıllarca internetten üzerinden görüştük. Fikir alışverişinde bulunduk. Suni tohumlama aleti yapalım fikrini ortaya attık. Üşenmedi Umut'un da desteği ile ortaya bir alet koydu. Çinden gelen malzemeler, denemeler yanılmalar, sanayide geçen saatler, ustalara/üreticilere derdini anlatmaya çalışmakla geçen günler. Kasım'ın derdi ne? Adam öğretmen yahu.

Facebook, whatsapp mesajları, telefon görüşmeleri üzerinden verilen danışmanlık servisi. Birisi günlerce suni tohumlama aleti ve işlemi ile ilgili sorup durdu, ben de anlatıp durdum. Bir akşam bulunduğu ille ilgili birşey sordum mesajımı okudu cevap vermedi. Ertesi gün o sordu ben cevap vermedim. Sonra başkasından duydum ki selam vermeden soru sorduğum için cevap vermemiş. :)

Bunlarla neden uğraşıyorum mesela?

Kişiliğim ve aile terbiyem gereği insanların saygıyı peşinen hakettiğini düşünüyorum. O yüzden saygısızlığa tahammül edemiyorum. Mümkün olduğu kadar mesajlara cevap vermeye, cevapsız aramalara dahi geri dönmeye çalışıyorum. Bu işleri yapan sekreter en azından bir asgari ücret alır biz angaryaya devam.

Ciddi zamanımı alan, benim de değer verdiğim için rahatsız olmadığım kişiler var. Bedava danışmanlık yaptığım desek daha doğru olur. Gönderdiğim ürün arızalı çıkmış öyle bir konuşma var ki sanırsın beni mahkemeye verecek. Bunlara rağmen neden diye soruyorum kendime.

Mesela forumda açtığım ciddi araştırma ve bilgi birikimi gerektiren ve yazılmayı bekleyen başlıklar var. Her türlü kaynak ve yazıları hazır olmasına rağmen devam ettirmiyorum. Çünkü benden daha iyi bildiğini benim ise bilmediğimi iddia edenler var, onları bekliyorum.

Ben yazılarımı mümkün olduğu kadar bilimsel kaynaklara ve kişisel gözlemlerime dayandırıyorum. Diyorum ki bu sarı. Oradan birisi çıkıyor hayır mavi diyor. Arıcı arıyor bu maviymiş diyor. Arkadaşım senin gözün yok mu? Bakıver.

Bir dünya örnek verebilirim.

Velhasılıkelam neden bütün bunlarla uğraştığımı çözemedim. Ego, şan, şöhret desen ben eşofmanla, yırtık tşörtle, saç sakal birbirinde gezen bir adamım yahu.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: muharrem - 02 Nis 2018 14:09:36
Abi bu toplumda vefasiz coktur. Sen ve arkadaslarin mmukemmel bir is yaoiyorsunuz. Sayenizde cok seyogrendik. Ogrenmeye de devam ediyoruz. Allah yolunuzu acik etsin. Siz devam edin abi.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: nevzatkayacık - 02 Nis 2018 20:58:57
İzzet hocam,
Çok daha aktif olmanı,bizlere daha fazla katkı sunmanı bekliyoruz.
Bu ülke insanı yeniliklere, bilime kapalı olmasaydı neler yapardı neler..
30 yıl önce konuştuğumuz konuları bu günlerde gene konuşmak zorunda kalmanın ne demek olduğunu tahmin edebiliyor musun?
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Onur Özer - 02 Nis 2018 23:17:57
Hocam çat pat düşe kalka 2 yıldır senden çok şey öğrendim. Emeğine sağlık. Aman tavukçu olma, daha neler öğreneceğiz? 😀
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 25 Eyl 2018 01:37:19
Selamlar

Uzunca bir aradan sonra kısa bir sezon özeti yapmak için tekrar aranızdayım. :)

Bu sene kendi arıcılık hayatımın en ilginç ve tuhaf sezonu oldu. Her sene olduğu gibi bu sene de Ocak 15 de start verdim. Yine her sene olduğu gibi elimdeki bütün arıları sattım ve yerine Bülent kardeşimden karniyol olmayan tuhaf arılar aldım. Nisan ayının ilk haftası benim arı satışı zamanımdır ve bütün müşterilerim kendini bu zamana ayarlar.

Nisan ayına kadar herşey normal rutininde ilerledi. Arılar istediğimiz kıvama geldi ve satışa hazır oldu. Peki tuhaflık nerede başladı?

Karniyollerin yerine aldığım arıları tekrar karniyole çevirmek için kolları sıvadım. Tabi bu arada suni tohumlama için hem erkek hem ana da üretmem gerektiği için bunların da alt yapısını oluşturmam gerekiyor. Bülent de sağolsun en sakin! arılarını getirmiş işimi bir hayli kolaylaştırdı!!! O kadar sakinlerdi ki bazılarını ölüme terketmeye karar vermek üzereydik. Bu sene yardımıma Mustafa yetişmese mahvolmuştum.

Larva transferlerine başladık. Memeler hazır oldu. Bölmelere dağıttık.Ama istediğim performans bir türlü olmuyor. Ana kesmeler, ana değiştirmeler çok fazla. O ara telefonlar, mesajlar gelmeye başladı. Anacılar aynı sorunlardan dert yanıyor. Yöresel desen memleketin her tarafından arıyorlar. En son kendi kafamda güneşten bir patlamayla felan birşeyler olabileceğine kendimi ikna ettim. Çünkü sorunu yaşayanların tek ortak noktası Türkiye'de arıcılık yapmaları.

Neyse zaman içerisinde sorunlar azaldı işler yoluna girmeye başladı ama tohumlama ana siparişleri gecikti ve mahçup olduk.

Ben ana üretimini yıllardır tam çerçevede, strafor ya da tam boyutta kovanlarda, iki çerçevelik bölmeler ile yaparım. Bunlardan bazıları bölünürken ki yavru sahaları nedeniyle önde giderler. Onların analarını almam ve rahar bırakırım. Onlar da bana olursa kestane balı yaparlar ellerinden geldiği kadar.  Bu sene de beni şaşırtacak kadar kestane balı yaptılar sağolsunlar.

Bu sene evimizin sevilmeyen konukları olan karıncalardan kurtulalım dedik. Bu işin bana bu kadar pahalıya patlayacağını bilsem onları ellerimle beslerdim. Arıcılıkla alakası ne anlatayım.

Kasım bu sene suni tohumlama aleti üretiminde nirvanaya ulaştı. Bir kanuller yaptı ki 150 mikrolitre. Yani 20 ana tohumluyor neredeyse.  Bu kanullerden 2.5 adetini sperm ile doldurdum. Tohumlanacak 35 civarı ana var. Bu anaları topluca bir poşete koyup gazla uyutuyorsun. Ben bütün anaları karınca ilaçlı bir poşette uyuttum. :(

Bir hafta içerisinde hepsi teker teker sizlere ömür. Analara mı acırsın? Emeklere mi? Söz verdiğin insanları mağdur etmene mi? Sözünü tutamamana mı? Tabi ki bunu da atlattık.

Tohumlamaları hallettik. Arılığa götürüp kabul ettirdik. Bu sefer de arılıkta karınca problemi başladı. 15 20 adet tohumla da arılıkta karıncalara feda ettik. Tuhaflıklar bitti sanıyorsunuz ama bitmedi.

Giresun'da erkek arılar normal şartlarda Ağustos ayına kadar kovanlarda cirit atar. Temmuz ayı girdi sanki gizli bir el bütün erkekleri yok etti. Tohumlaama ana bekleyen bir sürü insan var. Daha bir dünya erkek lazım. Tabi bu sorunu da hallettik. Neden bilmiyorum, bu sene Ağustos ayında tohumlama siparişinde bir patlama oldu. Onları bile hallettik. Zor oldu ama oldu çok şükür.

Tuhaflıklar tabiki bunlarla sınırlı değil. Nektar dönemlerinin kaymasından, kuraklıktan, gelmemesi gereken ama gelen nektarlardan felan bahsetmeyeceğim bile.

Ne tekim kendimizi bugüne attık. Şimdilerde kış beslemesini de yapıp istirahate geçmeyi planlıyorum. Dinlenirken de Aralık 15 e kadar ufak ufak tohumlama yapma niyetim var. Nasılsa tuhaf bir sene. :)
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İsmail BAYINDIR - 26 Eyl 2018 19:43:42
Geçmiş olsun İzzet hocam. Sizin başınıza gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir herhalde ;)

Bu olayların yarısı benim gibi acemilerin başına gelse, yarı yolda pes ederdik herhalde.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 29 Eyl 2018 10:10:22
    Sözünü ettiğiniz sorunlar burada Bulgaristandada daha fazlası ile yaşandı,sorunlar bıktırıcı boyutlardaydı, detaylara girip konuyu uzatmak istemiyorum. Arıcılık konusunda eğitim almış yaşlı bir akademisyenle bu konuyu uzun uzun konuşma şansım oldu.Konuyu atmosferik koşullar,kullanılan pestisitler ve bunun sebep olduğu erkek kalitesizliği olarak açıklayıp,aslında problemin ana arılardan değil erkek arılardan kaynaklandığını belirtti.
   Sebep her ne olursa olsun,şu sezon bitsede sorunların bir sonu gelse dedirtecek türden bir sezondu, İyiki bitti.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: İzzet Akçay - 02 Eki 2018 05:33:33
Abi ben de güneş ile ilgili bir olay olduğu kanısındayım.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: M.Peker İskar - 02 Eki 2018 18:47:31
Abi ben de güneş ile ilgili bir olay olduğu kanısındayım.
Doğrudur,yakın şeyler anlattı.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Murat Kaya - 27 Haz 2019 07:06:33
Türk Arıcısı Piyon mu?

Elitlerin söylemleri şu şekilde; Türkiyedeki arılar birer gen kaynağıdır korunmalıdır. Dışardan getirilen arılar da bu genleri kirletmektedir.

Bu kir meselesi başlı başına bir yazı konusu. Altın çamura düşünce kirlenir de çamur altına düşünce ne oluyor?
Kirletilmemiş bu çok ama çok kıymetli genlerimiz neden ve kimin için kıymetlidir?

Bu eline arı almamış, evine propolisli ellerle gitmemiş elitlere üzerinde çalışacak malzeme lazım. Diyecek ki ben bu arıyı buldum bakın şimdi de ıslah edicem. Bir diğer elit ben de bu arının şu degerini şöyle buldum. Bir diğer elit bunu üretip para kazanacak. Velhasılı kelam bu takım elbiseli elitler kendi aralarında paslaşıp duracaklar.

Şimdi geldik biz ezik arıcılara. Biz ne yapacağız? Bekleyeceğiz.

Neyi bekleyeceğiz? Bu elitlerin tamam alın bunu kullanın diye onumuze bir arı atmasını bekleyeceğiz. Hadi buna da razıyız ama onumuze atılan arının ne bal, ne oğul, ne sakinlik değerlerini bileceğiz. Neden? Çünkü eline çerçeve almamış elitler bizden daha iyi biliyorlar. İyi demişlerse iyidir.

Mecburuz ya alıp kullanacağız. Bir sürü para dökeceğiz bir umutla. Sonra diyeceğiz ki bu arıyı kullanıyoruz ama geçinemiyoruz ne yapcaz elit abi?

Elit abi diyecek ki floradandır, iklimdendir, rüzgardandır ama arıdan değildir. Biz de piki diyip gidicez. Kanunu koyan elit amcalar, uygulayan elit amcalar, itiraz makamı yine elit amcalar. Arıcının kaçacak yeri yok.
Sonra yandaki arıcı arkadaşa gidicez dizinde ağlamaya. Ama adam mutlu. Neden diye sorucaz? Adam diyecek ki ben yurtdısından aslı asaleti belli, verimi belli ana arılar getirdim para kazanıyorum diyecek.

Kulaktan kulağa bu efsane yayılınca kıçına tek bir arı iğnesi batmamış elit amcalar da duyacak tabi. Bir panik havası esecek. Neden? Şimdiye kadar arıcıyı 50 lerden kalma ninnilerle uyuttukları, tek dertlerinin kendi kişisel kariyerleri olduğu, arıcı için tek bir araştırma geliştirme yapmadıkları ortaya çıkacak ta ondan.

Ben tarım bakanı olsam, arıcılık adına devlet kurumlarında makam işgal eden görevlilere şunu sorarım; ""arıcımın veririminin artması adına nasıl bir iş yaptın?""
Kavanozlama tesisi yaptım, ana arıyı yarı fiyatına verdim, kovan verdim diyeni görevinden atar şimdiye kadar aldığın maaşlarıda geri ver derim. Çünkü bunlar arıcının ürününü artırmasına yönelik değil zaten aldığı ve hazırda olan ürünü değerlendirmesine yöneliktir. Tarım bakanlığı şunu bilmelidir ki arıcının aldığı verimin artırılmasına yönelik yapılabilecek tek ama tek çalışma "ıslahtır". Koloni yonetimi eğitimi, modern kovan felan ikincil işlerdir.
Hollstein(Buckfast), simental(Karniyol) ve piç inek(kekotip) aynı merada aynı saatlerde yayılsa bile aynı sütü(balı) vermez.

Dağıldım yine.

Konuya dönersek bu yatış elitleri foyaları ortaya çıkınca ne diyorlar? Bunlar yurtdısından ana arı getirip bizim genlerimizi kirletiyorlar. Kaçakçı bunlar.. La yürü git! Ben de diyorum ki sizin genleriniz yurtdısından gelen genleri kirletiyor.
Yurtdısından angusu, hollsteinı, ligorini, getiren devlet elitler istemiyor diye kıt kanaat geçinen, kaçakçı olan arıcılar.
Kusura bakmasınlar da bu işler elitlerin şeyinin keyfine göre değil.

Ben ekmek parama bakarım.
İzzet hocam kaleminize dilinize sağlık ne güzel özetlemişsiniz.
Başlık: Ynt: İzzet'in Köşesi
Gönderen: Şevket Topal - 11 Eyl 2019 16:45:47
Doğum günün kutlu olsun Allah hayırlı uzun ömür versin nice mutlu yıllara inşallah