Gönderen Konu: İzzet'in Köşesi  (Okunma sayısı 15242 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İzzet Akçay

  • Admin
  • *****
  • İleti: 635
  • Katkı 39
  • Koloni sayısı: 5
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #45 : 06 Eki 2017 04:12:28 »
Ben Tarım Bakanı Olsam


Devlet 2016 senesinde 600 milyon tl tarım desteklemesi dağıtmış. Rakamın daha iyi anlaşışabilmesi için şöyle söyleyeyim 6 000 traktör, 1500 biçer döver, 60 milyon elma fidesi, 2.5 milyon portakal fidesi parası.
Bu para her sene çiftçiye ödeniyor.

Tarım bakanlığında 57 bin personel var. Bunların 15.500 ü ziraat mühendisi, 8 000 tanesi veteriner, 5 000 tanesi tekniker, 2 000 tanesi gıda mühendisi,2 000 tanesi teknisyen ve 1 000  tanesi su ürünleri mühendisi.
Bu ödemeler bakanlık kanalı ile yapılan direkt destekleme ödemeleri. Bir de il özel idareleri yani valilikler tarafından ödenen rakamlar var. Onların ne kadar olduğunu araştırmadım.

Bu kadar kaynağa rağmen ülke tarımının bu halde olmasının tek bir açıklaması olabilir : paranın doğru kullanılamaması.
Peki ben olsam nasıl yaparım?

Öncelikle şunu kabul etmek gerek; günü birlik uygulamalarla kısa vadede yatırımlarla bu porblem çözülemez. Bize uzun vadeli çözüm gerekiyor. Sağlam temelleri olan köklü bir sistem oturtmadan çözüm mümkün değil. Bu bilgiler ışığında;

1- Tarım liseleri kurulmalı:

-Bu liselere alınacak çocuklar Anadolunun değişik illlerinden seçilmeli.
- Öğrenciler tam burslu okutulmalı.
-Öğrenciler askerlikten muaf olmalı.
-Öğretmenler diploma aranmaksızın seçilmeli.
-Alanında başarılı olmuş, tecrübeli çiftçiler bu okullara eğitici olarak alınmalı.
-Pratik eğitim teorik eğitimden çok daha ağırlıklı olmalı.
-Öğrencilere en üst düzey yabancı dil eğitimi verilmeli.
- 2 ay teorik eğitim 2 ay saha çalışması şeklinde müfredat düzenlenmeli.
-Saha çalışmaları sırasında öğrenciler maddi olarak desteklenmeli.
-Müfredata tavuk, balık, inek, koyun, keçi, arı, hindi, kaz gibi canlılar için spesifik dersler konulmalı. Kanatlılar, büyük başlar gibi genelleme dersler konulmamalı. Ve her derse bu ürünlerde başarılı olmuş üreticiler girmeli.
-Müfredata örgütleme ve pazarlama eğitimi konulmalı.
-Mezun olan öğrenciler tam devlet destekli olarak 3 sene yurtdışı staja gönderilmeli.
-Özetle öyle bir eğitim verilmeli ki, çocuklar arıcının, balıkçının, portakalcının, domatescinin, ormanın, derenin, denizin, kurdun, kuşun derdinden anlamalı ve bunların hepsini gözetip kollamalı.

2- Saha çalışması:
-Stajdan gelen öğrenciler kendi illerine geri yerleştirilmeli.
-Bu çocuklar kurumlara değil direkt tarım bakanına bağlı olmalı. Bürokrasiden muaf tutulmalı.
-Kendilerine arazi, modern ekipman, ödenek tahsis edilmeli.
-Örnek çiftlikler kurmaları sağlanmalı.
-Yukarda bahsedilen liselerin öğrencileri stajlarının bir kısmını bu çiftliklerde yapmalı. (Bütün stajlar buralarda yapılırsa ülke gerçeklerini göremezler.)
-Devlet desteğinde alternatif ve kombin ürünler denenmeli.

3- Toplum çalışması:
-Bu öğrenciler gittikleri illerde çiftçileri örgütleyerek kooperatif kuruluşlarında öncülük etmeli.
-Kooperatiflerin ürünlerinin yurtdışına satılmasını sağlamalı.
-Örnek çiftliklerde eğitim programları düzenlenmeli.
-Bu çiftlikler halkın ziyaretine sürekli açık olmalı ve bu halka duyurulmalı.

4-Pazarlama çalışması:
-Tarım ürünlerinin ihracatı vergiden muaf olmalı.
-Nakliyesine devlet destek vermeli.
-Uluslar arası fiyatlar ile rekabet edebilmeleri için gerekli yerde devlet nakliyeyi tamamen üstlenmeli. (bakınız Çin)

5- Finansman:
-Hali hazırda devam eden saçma sapan desteklemelerin hepsi durdurulmalı.

Tabi bunları yaparken LİYAKAT esas olmalı.

Bunların hepsinin 600 milyon ile yapılabileceğini düşünüyorum. Benim kafam bu kadar basıyor. Varsa daha iyi bir fikri olan dinliyorum...


Saygı eken sevgi biçer...

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 347
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #46 : 06 Eki 2017 07:27:44 »
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 347
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #47 : 06 Eki 2017 07:30:49 »
Eskiden bu tür cümleler, toplum mühendisliği adı altında yerilirdi.

Eskiden.. yani yaklaşık 15 yıl önce..

Şimdilerde moda..

Yani..

Gizli saklı fısıldaşırken, tek amaçları, daha fazla zenginlik olan bu zümre; siz tarım bakanı da olsanız, kendileri zenginleşmeyecekleri için, iş yaptırmazlar..

Ne yazık ki..
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 586
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #48 : 06 Eki 2017 12:10:02 »
Eskiden bu tür cümleler, toplum mühendisliği adı altında yerilirdi.

Eskiden.. yani yaklaşık 15 yıl önce..

Şimdilerde moda..

Yani..

Gizli saklı fısıldaşırken, tek amaçları, daha fazla zenginlik olan bu zümre; siz tarım bakanı da olsanız, kendileri zenginleşmeyecekleri için, iş yaptırmazlar..

Ne yazık ki..
   Eyvallah Onur Kardeşim,
               Yaptığınız son paylaşımlardan sonra hakkınızdaki düşüncelerimde yanılmadığımı anladım. Sizin gibi Kardeşlerimizin olması karanlığa izin vermeyecektir.Çok teşekkür ederim.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 347
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #49 : 06 Eki 2017 12:32:14 »
Rica ederim abi

Sorsan söylerdim, sıkıntı yok
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.

Çevrimdışı İzzet Akçay

  • Admin
  • *****
  • İleti: 635
  • Katkı 39
  • Koloni sayısı: 5
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #50 : 09 Eki 2017 10:33:29 »
Mazot 1 tl olmalı (mı)?


Öncelikle belirteyim bu yazım ağır komunizm içerir.

Çokça konuşuluyor," mazot 1 tl olsa çiftçi para kazanır."
-Doğu Anadolu, iç Anadolu, ege bölgelerini gezenler fark etmiştir ki ekilen arazi ekilmeyen arazinin binde birinden bile az.

-Çifti başı ortalama arazi olsa olsa 20 dönümdür.

-Bütün köylerde seçilmiş, söz sahibi bir muhtar bulunur.

-Devletin tarım desteklemesi 3 milyar tl (Ben 600 milyon tl biliyordum). Yani bu parayla 30 bin traktör, 20 bin biçer döver alınabiliyor.

-Türkiyede 18 bin köy var. Kaynak: https://www.e-icisleri.gov.tr/Anasayfa/MulkiIdariBolumleri.aspx

-Bu ödemeler her yıl yapılıyor.

Şimdi bu tesbitler ışığında fikir alışverişi yapalım.

Çiftçi 20 dönüm arazisini ekmek için gidip 100 bin liraya traktör alıyor. Durumu iyi olanlar bir de biçer döver alıyor, olmayanlar kiralıyor. Bu aletlerin bakım masrafını, yakıt masrafını lastik vb masraflarını da karşılamak zorunda kalıyor. Ki çiftçinin en çok şikayet ettiği masraf da yakıt masrafı.

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım bizim memlekette birisine 1 tl ye mazot verdiğin anda sıkıntılar başlar. Sahte mazot faturaları havada uçuşur. Çiftçinin benzinli binek aracı kalmaz. Çiftçinin kalmamışken eşinin dostunun akrabasının da kalmaz. Tarlasını eken de ekmeyen de ben çiftçiyim diye ortaya çıkar. Aynen fındık bahçesine girmemesine rağmen destekleme parasını alanlar gibi.
Sadede gelirsek ben derim ki;
-Devlet kimseye destekleme dağıtmasın.
-Bu destekleme paraları ile traktör, biçer döver, su pompası gibi çiftçilik ekipmanları alsın.
-Bu ekipmanları
   -Ya eski köy hizmetleri gibi makina parkları kurarak
   -İlçe tarım emrine verilerek
   -Ya da muhtarlara tahsis ederek ,
köylünün hizmetine sunsun.
-Her ile mobil bakım servisi kurulsun.
-Köylüler bu ekipmanları randevu usulü ile kurumdan ya da muhtardan saatlik kiralasın.
-Bu araçların mazotu 1 tlden sağlansın.
-Araçların operatörleri çalıştıkları saate göre ücret alsın.
-Araçlarda GPS takip cihazı olsun.
-Öncelik köylülerde olmak kaydı ile muhtarlar köyde ekilmeyen arazileri ekmekle yükümlü olsun.
-Muhtarların ektiği alanlarda arıcının, biodizelcinin, yemcinin işine yarayacak ürünler ekme mecburiyeti olsun.
-Muhtarın ekeceği alanların tohumunu ilk turda devlet temin etsin.
-Şahsi arazisini iki sene üst üste ekmeyen çiftçinin arazisini muhtarın ekme hakkı olsun.
-Tarım bakanı olsam isimli yazımda bahsettiğim yetişmiş çocuklar bu işi yönetsin ve idare etsin.
-Sen bana oy vermedin ki diyen muhtar vatana ihanetten yargılansın.

Böyle bir sistemi oturtmak, gerek ekipman yeterliliği, gerek yetkin eleman yetiştirme gereksinimi sebebiyle 10 sene gibi bir zaman alacaktır. Ama çiftçiyi ağır mazot yükünden, makina ekipmana para bağlamaktan, bunların bakımını yaptırma masrafından kurtaracaktır.
Saygı eken sevgi biçer...

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 586
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #51 : 09 Eki 2017 15:09:54 »
   Teorik olarak tutarlı,hayata geçirilebilir öneriler. Tek sorun,bu uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir devletimizin olmayışı.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 347
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #52 : 09 Eki 2017 17:32:42 »
Yoksullara dağıtmak için verilen kömürün ticaretinin yapıldığı bir ülkede, aklıma nedense çocukken çok sevdiğim bir çizgi dizi geldi:

SMURFS:

Small Men Under Red Flag..

Hüzünlendim.. 😧
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.

Çevrimdışı İzzet Akçay

  • Admin
  • *****
  • İleti: 635
  • Katkı 39
  • Koloni sayısı: 5
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #53 : 24 Eki 2017 01:52:48 »
6 bin avroluk ana mı döver 100 avroluk ana mı?

Buna karar vermek için önce bunların ne olduğunu bilmek gerekiyor. Buckfast (bizim arıcının tabiri ile belfast) dediğimiz arı adı üzerinde melez bir arı. Yani birçok arı ırkının, hattının harmanlanması ile oluşturulan bir arı.

Buckfast üretmeye 16 adet ana arı ile başlanıyor. Bu 16 arı genellikle yıllardır korunan, 20-30 nesildir devam ettirilen, aile içi çiftleşmelerle neslinin devamı sağlanan arılar. Bu 16 arıdan gerek suni tohumlama, gerek izole bölgelerde çiftleştirme, gerekse yeni kan katmalarla 8 adet ana arı üretiliyor.

Bu 8 ana arıdan yine benzer yollarla 4 ana, bu 4 anadan 2 ana ve bu 2 anadan da 1 adet ana arı üretiliyor. Bu çiftleştirmeler çok sıkı kayıt altına alınıyor. Sonuçta üretilen en son ana gerekli kriterleri sağlarsa BUCKFAST damızlığı oluyor.

Bir buckfast anasının üretimi yılları buluyor. Üretim aşamasında bir çok insan ve ekipman ve hatta ada ve izole bölgeler, nakliyeler yer alıyor.

Şimdi siz olsanız bu disiplinle ürettiğiniz bir ana arıyı kaça verirsiniz? Vatandaş en az 6 bin diyor. Kendi takdiridir.

Tabi bu buckfasti üretince iş bitmiyor. O zikredilen rakamlar al arılığında ana üret 300 kilo bal al şeklinde gerçekleşmiyor.

Üstad anlatıyor, çiftleşmemiş ana alacakmışız 2-3 sene sonra bütün arılarımız buckfast olacakmış. Bu memlekette sürekli hareket halinde milyonlarca koloni var. Yatıyorsun kalkıyorsun 30 metre yanına arı indirmişler. Sonrası Ömer Seyfettin hikayeleri gibi.

Peki bu bizim anacıların damızlık olarak kullandıkları buckfastler (belfastlar) ne ayak?

Yukarda BUCKFAST anasını üreten abi çiftleşmemiş ana üretip sadece buckfast erkeklerinin olduğu adaya ya da izole bölgeye gönderiyor. Orada buckfast erkekleri ile çiftleşiyor ve Türkiyeye gönderiyor. En iyimser şekli bu. Ya da suni tohumlayıp gönderiyor.

Türkiyedeki anacı bu gelen damızlıktan! ana üretmeye başlıyor. Buraya kadar eyvallah ama bizim anacı müşteri sekmesin diye buckfast, karniyol, kafkas, yığılca, muğla aklına ne gelirse üretiyor. Buna da eyvallah.

Bizim anacı erken para basmak için Antalyaya iniyor. Sorun şu; herkes iniyor. Sağı solu önü arkası arı dolu. E tabi ürettiği ana arı Hans’ın Thomas’ın ürettiği gibi olmuyor. Sadece adı aynı oluyor. Pardon bizimkinin ürettiği belfast oluyor. :)

Gelelim 500 lük analara.

Bu analar genelde karniyol oluyor. 35 avrodan başlayıp 550 avroya kadar gidiyor. Bu fiyat neye göre değişiyor? Valla doğruyu söylemek gerekirse özellikle düşük fiyatlı olanlar biraz üreticinin keyfine göre değişiyor.

Gelen analar genelde şu şekilde:
1- Ada/izole bölge safı: üretici elindeki damızlıktan ana üretip adadaki seçilmiş erkeklerle çiftleşsin diye adaya gönderiyor. Bu anaların Almanya fiyatında 40-50 avro civarında. Aracılar da üzerine beş on koyup buralara gönderiyorlar. 60-80 avro civarı edinilebiliyor.

2- Suni tohumlama: Üretici elindeki damızlıklardan hem ana üretip hem de sperm toplayıp dölleyip satıyor. Bunların Almanya fiyatı 70-100 avro civarında. Türkiyeye gelişi de 80-170 avro arasında aracının insafına göre değişiyor.

Burada birantiparantez yapalım. Bu Alman üreticiler öyle kafalarına göre üretim yapmıyorlar. Her birinin bir eğitim geçmişi, bilgi birikimi var. Herhangi birisi diplomasına ya da mesleğine bakılmaksızın bu eğitimleri alıp sisteme dahil olabiliyor.

Almanyada ana arı üreticileri kayıtlarını kendileri tutmalarının yanı sıra halka açık bir sisteme de giriyorlar. Bu sistemden isteyen ana arıların bilgilerine ulaşarak kendisine gerekli genleri kimden bulabileceğini görebiliyor ve kendisine bir üretim planlaması yapabiliyor.

Bu sistem arıların akrabalık derecelerine kadar hesaplayabiliyor. Ve hatta olası çiftleşmelerden oluşacak ana arıların olası verim değerlerini dahi hesaplayabiliyor. Bu sistemin adı ise”beebreed”. İlgi duyanlar bakabilirler.

3- Testedilmiş analar: bu analar 200-550 avro arasında fiyatlara satılıyor. Bu analar bir ya da iki yıl test edilerek damızlık vasfı taşıyıp taşımadıkları gözlemleniyor. Süreç sonunda da yeteneklerine göre sınıflandırılıp belgelendiriliyor. Bu analara “gekört” ana diyorlar. Ve almanyada damızlık olarak kabul ediliyorlar.

Bu grubun damızlık olarak kabul edilmesi 1 ve 2 numarada bahsi geçen anaların damızlık olmadığı anlamına gelir mi? Bu analar da genellikle gekört analardan üretiliyorlar ancak test sürecinden geçmiyorlar. Yani ortada başı boş bir üretim yok.

Türkiyedeki sistemden de biraz bahsedeceğim ama biraz toparlayalım.

Gördüğümüz gibi gerek 6 binlik gerekse 100 avroluk anaların üretiminde belirli bir sistem var. 6 binlik olanların üretimine bir çok üretici, bir çok gen, bir çok işlem ve uzun yıllar dahil olurken 100 avroluk anaların üretimi çok daha bireysel ve saf ırk üzerinden ilerlediği için çok daha kolay.

Türkiye ve yurtdışında üretim anlayışındaki temel fark izole bölgelerin kullanım şeklinde. Türkiyede izole bölge o bölgedeki arıların koruma altına alınması anlamına gelirken yurtdışında verimli ana ve erkeklerin çiftleşme bölgesi demek.

Yazıdan da anlaşılacağı üzere yurtdışında ıslah işini bütün arıcılar top yekün yapmıyor. Bu işte uzmanlaşmış, gönül vermiş kişiler ıslah işini yürütüyorlar. Arıcılara bir ırkı korumak adına topyekün ket vurulmuyor.

Türkiyedeki en büyük problem ise arıcıların ıslaha inanmaması. Buna sebep olarak ise şahsi düşüncem kendilerine üstad diyenlerin “Çiçek olsun her arı bal yapar.” demesi. Çok üstelemeden iki soru ile geçeceğim, arılığınızdaki her arı aynı miktarda mı bal yapıyor? Neden?

Diğer bir sorun ise yurtdışında ıslah işinin eğitimli kişilere yüklenmesi (ya da istekli kişilere eğitim verilmesi) türkiyede ise seçilmiş kişilere verilmesi. Arı yetiştiricileri birliklerinden bahsediyorum. Islah hakkında fikri olmayan, herhangi bir ıslah eğitimi almamış bir kişi masa başında arıcı için ne yapabilir? Ve hatta seçilmiş bir ISLAH birliği başkanı arı ölümlerini nasıl suni tohumlamaya bağlayabilir? Eğitim şart.

6 bin avroluk analardan bahseden kişi 300 kg civarında verimlerden de bahsediyor. Forumumuzda bu rakamlara ulaşan üreticilerin uygulamalarının paylaşıldığı sayfalar mevcut. Bize düşen inandırmak değil anlatmak.

Ama bu rakamlara ulaşmak sadece ıslah edilmiş arı ile olamıyor. Arıcının da ıslah edilmesi yani geliştirilmesi gerekiyor. Bu da ancak profesyonel eğitim ile olabilir. Arıcılarımıza halen daha 1950 lerden kalma sistemlerle arıcılık yapmaları telkin ediliyor ve öğretiliyor.

Yazının içeriği ile pek alakası yok ama yazmadan geçemeyeceğim. Yırtık dondan çıkar gibi her fırsatta, her platformda, her başlık altında kötü geçen sezonları fırsat bilerek “Ne oldu bu sene ıslah edilmiş arılarınız bal yapamadı mı?” diyen arızalar var. Biz, yani ıslah önemli diyen kişiler, ıslah edilmiş arı denizden, taştan, kumdan bal alır demiyoruz.

Dediğimiz şey şu: ISLAH EDİLMİŞ ARI “AYNI KOŞULLARDA” ISLAH EDİLMEMİŞ ARIDAN FAZLA BAL YAPAR.

Yazı çoktan Türk arıcısının okuma eşiğini aştı. Şimdilik bu kadar. Selametle.

Yazıyla birlikte paylaşacağım görselleri okumasını bilenler için aslında bu yazıya bile gerek kalmayacaktı.

Görsel 1: Buckfast soyağacı

https://buckfastimker.files.wordpress.com/2012/04/b113her-09.gif

Görsel 2: Karniyol soyağacı

https://image.jimcdn.com/app/cms/image/transf/dimension=786x1024:format=jpg/path/s5e07df9e8bc6c4f4/image/i31f72219c672acc3/version/1498387190/image.jpg

« Son Düzenleme: 24 Eki 2017 02:04:23 Gönderen: İzzet Akçay »
Saygı eken sevgi biçer...

Çevrimdışı rencberselahattin

  • *
  • İleti: 1
  • Katkı 0
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #54 : 24 Eki 2017 11:21:16 »
İzzet Hocam teşekür edrim bilgi paylaşımların için ülkemizde arı ile sineği ayırmayacak kadar arıcı var yılarca dili uzun diye bize arı yuturdular geçti o günler artık doğru yöntem doğru arı ve peşinden gelen başararı kolay arıcılığı takip etmeye devam.rencberselahattin.
« Son Düzenleme: 24 Eki 2017 13:40:38 Gönderen: rencberselahattin »

Çevrimdışı VELİ

  • *
  • İleti: 7
  • Katkı 0
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #55 : 24 Eki 2017 14:55:11 »
Arıcılık sayfası açmış birisi diğeri de orada şöyle bir soru sormuş abi bir arıcı dedi ki bana ana arının ve erkek arının iğnesi yok dedi,doğrumu? soran arıcı! biride düzgün cevap vermiş.devamında bir yorumlar var işte anada iğne var ama şöyle kullanır yorum üzerine yorum.adamlar ciddi ciddi bu konuyu tartışıyorlar bende yazdım arı almadan önce bir kitap okuyun sonra arınız olsun sonra böyle basit konular sanki arıcılığı kurtaracakmış gibi boş tartışırsınız gibi ifadeler kullandım.Kızdılar
 Kısaca bizim Türkler önce çocuk doğurup sonra anneliği öğrenir.izzet hoca bu arıcılar mı ıslah yapacak sizce?

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 347
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #56 : 24 Eki 2017 17:28:20 »
Hocam siz hangi damızlık grubuyla çalışıyorsunuz?

Ada izolesi, suni tohumlama veya test edilmiş analar?

Kökenleri neresi?

En beğendikleriniz?

Hangi başlıklarda ne tür verim?

Ya da olumsuz değerler?
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.

Çevrimdışı İzzet Akçay

  • Admin
  • *****
  • İleti: 635
  • Katkı 39
  • Koloni sayısı: 5
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #57 : 24 Eki 2017 22:43:28 »
Arıcılık sayfası açmış birisi diğeri de orada şöyle bir soru sormuş abi bir arıcı dedi ki bana ana arının ve erkek arının iğnesi yok dedi,doğrumu? soran arıcı! biride düzgün cevap vermiş.devamında bir yorumlar var işte anada iğne var ama şöyle kullanır yorum üzerine yorum.adamlar ciddi ciddi bu konuyu tartışıyorlar bende yazdım arı almadan önce bir kitap okuyun sonra arınız olsun sonra böyle basit konular sanki arıcılığı kurtaracakmış gibi boş tartışırsınız gibi ifadeler kullandım.Kızdılar
 Kısaca bizim Türkler önce çocuk doğurup sonra anneliği öğrenir.izzet hoca bu arıcılar mı ıslah yapacak sizce?

Islah arıcıların işi değil. Yani her arıcı ıslah yapmayacak. Islah yapmak isteyenler önce bir eğitimden geçecek. Belge alabilenler (tabi gerçek bir sınavla) islah işini yapacak.
Saygı eken sevgi biçer...

Çevrimdışı İzzet Akçay

  • Admin
  • *****
  • İleti: 635
  • Katkı 39
  • Koloni sayısı: 5
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #58 : 24 Eki 2017 22:54:04 »
Hocam siz hangi damızlık grubuyla çalışıyorsunuz?

Ada izolesi, suni tohumlama veya test edilmiş analar?

Kökenleri neresi?

En beğendikleriniz?

Hangi başlıklarda ne tür verim?

Ya da olumsuz değerler?

Maalesef Test edilmiş ana ile çalışma şansım olmadı.

Bolgem gereği Karniyol ile çalışmayı tercih ediyorum. Şimdiye kadar Celle, sklenar, troiseck, zwinz, perna, pechetz, Hoffman  ile çalıştım.

İçlerinde beni en mutlu eden perna oldu. Bal verimi kestanede gayet iyi. Çiçek balını kendim tecrübe edemiyorum. Biz kestaneden sonra çiçeğe gidiyoruz. O da geç oluyor. 20 kg civarı kestane üzerine 15 kg kadar kovan başı çiçek balı oluyor.

Benden arı satın alıp sadece çiçeğe gidenler söyledikleri kadarı ile ortalama 50 60 kg bal alıyorlar. Şimdiye kadar en az 35kg en fazla 108 kg geri bildirimi aldım.

Yaşadığım olumsuzluk ise iki kez başıma geldi. Zwinz den gelen arılar aşırı saldırgandı. Görüştüğümde o sene yanına buckfastci geldiğini bildirdi. İkinci olumsuzluğu sklenarda yaşadım. Kireç hastalığı var idi. O da aşırı hızlı gelişmesinden sebep idi.

Aklıma gelenler bunlar.
Saygı eken sevgi biçer...

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 347
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: İzzet'in Köşesi
« Yanıtla #59 : 25 Eki 2017 06:56:45 »
Teşekkürler Hocam

E bunlar da kulağıma küpe olur artık..

Bahara ya da yaz başına sizden 1 ana arı da ben alayım inşallah

İyi çalışmalar
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.