Gönderen Konu: Mustafa Peker İskar Köşesi  (Okunma sayısı 7217 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Mustafa Peker İskar Köşesi
« : 18 Haz 2017 11:33:58 »
Selamlar.

Arıcılıkta acemiyim, lakin küçük baş hayvancılık konusunda yaklaşık 7 yıl bil-fiil çaprazlama yaptım, az çok dilim döner. Koyun cinsini senede iki kez yavrulatabilir ve ekstra hiçbir masraf olmadan verimli sonuçlar alabilirim. Ticareten de kazançlı olur.

Neden yazdığımı sorarsanız, şu kadarını söyleyeyim; f1'ler ve damızlıklar konusunda sanki biraz kulaktan dolma konuşuyoruz, gibi geldi.

İzole bölgelere fazla takılıyoruz  bu iş öyle bireysel çabalarla olmaz.

Uğur Beye katılıyorum, çünkü, F1 en azından annesinden aldıkları genlerle kalitesini koruyacaktır.

Peker abiye katılıyorum, çünkü, F1 babadan aldığı genleri de taşıyacaktır

Birçok forumda yazdım, o kadar da uçuk kaçık fikirlere gerek yok. İyi analarla çalışarak elimizdeki gen havuzunu %50 ana genleriyle sürekli dinç tutabilir ve zaman zaman alacağımız yeni analarla da kan yakınlığı ve erkek genlerini değiştirme yönünde irade gösterebiliriz.

Elbette bu saflaştırma ya da ıslah olmaz tam olarak, lakin hiçbirşey yapmamaktan iyidir.
  Yazdıklarınız formüle edildiğinde teorik olarakta pratikte gerçekleşen olarakta doğru. Aksini iddia etmek pozitif bilme aykırı olur,zira genetik biliminde Mendel yasası(veya kanunu) bu konuyu yeterince açıklamış. Konu 2+2=4 gibi kesin,,,a+b=ab....  a ların,b lerin hazırlanması, kendi aralarındaki çaprazlanmaların yapılması ve türlerinin diğer bireyleri meydana getirilecek çaprazlamaları bizleri aşan çalışmalar.Sizinde yazdığınız gibi,değişik ve güvenilir üreticilerden zaman zaman ana alımı yaparak erkek ve dişi gen çeşitliliğini arttırmaya çalışıyorum.Çiftleşme dönemlerinde aynı soylu olanlarla çiftleşmelerini engelleme yöntemi ile kötü olmayan sonuçlar elde edilebiliyor,bu deneyle sabit bir durumdur. Suni tohumlamanın yapılmadığı veya yapılamadığı durumlarda izole bölgelerin gerekliliği inkar edilmemesi gerekir,suni tohumlama seviyesinde gen belirliliği sağlayamasada,izole bölgelerdeki erkek gen kalitesi F1 kalitesinde belirgin etkendir,öyle olmasaydı dış ülkelerdeki arıcılık birlikleri kendi ülkelerinde ve yabancı ülkelerde ada kiralayıp bu konuya yatırım yapmazlardı. Konuyu bu köşeye taşıdım,zira Uğur Bey'in köşesinde onun dahil olmadığı bir konuda yazmak bana uygun gelmedi. Selamlar,iyi çalışmalar.
« Son Düzenleme: 18 Haz 2017 13:49:11 Gönderen: M.Peker İskar »




En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Stuttgartta Aricilik

  • Ziyaretçi
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #1 : 18 Haz 2017 16:42:45 »
Bazen düşünüyorum , Almanya baş üretimine değilde neden ıslah çalışmalarına ağırlık vermiş diye..

Niye kovan ,ekipman dağıtmak yerine ciddi enstitüler ve iyi çalışan birlikler , üreticiler ile izole ada/bölgelere ağırlık vermiş. Suni tohumalama çalışmalarını desteklemiş.

Niye özellikle ıslah konusunda bu kadar eğilmiş/eğiliyor.

Bunun bir çark olduğunu düşünüyorum.  Neresinden girerseniz girin , sizi başa ve sona götürüyor. .Süreklilik gerektiren ,  dönüp duran bir daire.

%50 ile yetinmemek lazım diye düşünüyorum.




Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #2 : 18 Haz 2017 17:16:53 »
Bazen düşünüyorum , Almanya baş üretimine değilde neden ıslah çalışmalarına ağırlık vermiş diye..

Niye kovan ,ekipman dağıtmak yerine ciddi enstitüler ve iyi çalışan birlikler , üreticiler ile izole ada/bölgelere ağırlık vermiş. Suni tohumalama çalışmalarını desteklemiş.

Niye özellikle ıslah konusunda bu kadar eğilmiş/eğiliyor.

Bunun bir çark olduğunu düşünüyorum.  Neresinden girerseniz girin , sizi başa ve sona götürüyor. .Süreklilik gerektiren ,  dönüp duran bir daire.

%50 ile yetinmemek lazım diye düşünüyorum.
  % 50, tamın yarısı,yarım,yarım yamalak. Islah edilmiş dendiğinde anladığımız bal verimi yüksek,sokmayan arılar aklımıza geliyor. Bu arıların,yavru çürüklüğü,warroa ile mücadele,,iyi kışlama,kovanlarda gerektiği zamanda gerektiği kadar mevcut bulundurma gibi üstün özelliklerini göz ardı ediyoruz. Sanayide olsun,tarımda olsun,hayvancılıkta olsun birim alandan veya üretim aracından maksimum düzeyde verim alıp,yapılan işin karlılığını sağlamak ve sağlanan gelirden vergisini alarak Ülke İnsanı için üretilen hizmetlerin kalitesini arttırmak amacı ile bu tarz çalışmaları desteklediklerini düşünüyorum. Yaşam kalitesi yükseldikçe İnsanların verimleri artıyor,İnsanların verimleri arttıkça daha fazla ve kaliteli üretiyorlar,kaliteli üretim Dünyada pazar bulabiliyor,pazar büyüdükçe iş sahaları genişliyor,Ülke ekonomisine dışarıdan para giriyor,bu paraların bir kısmı Ülke İnsanlarına dönüş yapıyor. Sosyal devlet- Ülkesini seven Sorumluluk sahibi Vatandaş ilişkisi her geçen gün sağlamlaşarak devam ediyor. Sömürü,geri kalmış ilkel yönetim ilişkilerinin hakim olduğu Ülkelerdeki gibi insafsızca değil,daha bir vicdanlı. Ben bu çerçevede görüyorum.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Stuttgartta Aricilik

  • Ziyaretçi
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #3 : 19 Haz 2017 14:20:07 »
Güzel bir açıklama yaptınız abi.
Sürekli dönen bir çark.

Sezon nasıl gidiyor sizde?
Toparlayabildiniz mi?

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #4 : 19 Haz 2017 19:33:49 »
   Ana üretimi,bölmeler,sürekli yağış,soğuklar, uğraşıp duruyoruz. Polen ve nektar akımı oldukça iyi oldu nohutta. 2-3 güne ıhlamur açar,2.tur bölmeler yapılacak,onun hazırlığını yapıyorum. Toparlandı gibi görünüyor. Sizde transferlerde tutma oranı nedir ?
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Stuttgartta Aricilik

  • Ziyaretçi
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #5 : 21 Haz 2017 01:08:49 »
Mevsim normale dönünce herşey daha iyi oldu abi.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #6 : 21 Haz 2017 16:00:12 »
  Transferlerde tutma oranını sormuştum Abim.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Stuttgartta Aricilik

  • Ziyaretçi
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #7 : 21 Haz 2017 17:26:21 »
Son turda birinde 11/8 , diğerinde 10/5.

Haziran ayında iyi ama Mayıs ayı kötüydü. Havalar soğuktu ve tutanlardan doğmayan analarda fazlaca olmuştu.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #8 : 21 Haz 2017 21:41:14 »
Son turda birinde 11/8 , diğerinde 10/5.

Haziran ayında iyi ama Mayıs ayı kötüydü. Havalar soğuktu ve tutanlardan doğmayan analarda fazlaca olmuştu.
  Teşekkür ederim Abim,yazdığınıza yakın bir durum buradada söz konusu. Tutma oranı geçen yıllara göre düşük. Kolay gelsin.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Stuttgartta Aricilik

  • Ziyaretçi
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #9 : 22 Haz 2017 00:20:33 »
Abi bizde Temmuz'da pek ana üretilmez.
O sebeple son tur üretimleri yapıp , sezonu kapatıyorum.
Bu sene genel anlamda daha rahattım ama , her yıl tecrübeler ile çok daha rahat oluyor.
Kolaylıklar dilerim.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #10 : 22 Haz 2017 15:09:35 »
   Sağolun Abim,bende Size kolaylıklar dilerim.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #11 : 20 Ağu 2017 19:26:10 »
   Bütün Arkadaşlara Merhaba,
   Arılarımızın doğadan derledikleri ürünlerini bizlere verdikleri dönemin sonlarına geldik. Şimdi verme sırası artık bizde,önümüzdeki kısa dönemde arılarımızı kış mevsimine ne kadar sağlıklı hazırlarsak,kış kayıplarımız o kadar az olacaktır ve erken ilkbaharda güçlü kolonilerle sezona başlama şansına sahip olup doğal olarakta iyi bir sezon yaşayacağız.
  Kış kayıplarımızı en aza indirgemek amacı ile konu açmak istiyorum,henüz önümüzde vakit varken görüşlerimizi ve önerilerimizi tartışıp,bu görüşlerden doğru uygulamaları hayata geçirip kazasız belasız bir kış yaşanması hepimiz için iyi olacaktır.
  Kış arılığının yer tayini ve fiziksel koşulları artık herkes tarafından biliniyor,ben bu konuda gereken ciddiyeti göstermemenin bedelini çok ağır bir şekilde ödedim.
  İçerisinde bulunduğumuz dönem,arılarımıza yaptırabildiğimiz kadar fazla yavru yaptırma dönemi ve bunun yolununda sağlıklı besleme yolu ile yapılacağını iyi biliyoruz.Arı ailelerinin sağlıklı gelişim yapabilmeleri için en sağlıklı besinin nektar ve polen olduğunuda biliyoruz. Elimizde arılarımız için ayırdığımız geç kristalize olan bal ve ilkbahar poleni varsa,en sağlıklı beslemeyi bu ürünlerle yapacağımızıda biliyoruz. Ancak böyle bir stoğa sahip değilsek,dışarıdan alınacak bal ve polen'in sakıncalı olacağı birçok kaynakta belirtiliyor,bu ürünleri sterilize edebilecek gelişmiş teknolojilere sahip kurumlara ulaşabilme şansınada sahip değiliz bir çoğumuz. Geriye ne kaldı, katı yemler ve dönemine göre hazırlanacak şeker şurubu. Katı yemlerin arıların beslenme doğasına aykırılığı ve arıları yoracağı   sebebi ile kullanılmasına karşı olmakla birlikte,bu sezon yıkıma uğramış kolonilerimi protein katkılı bal ve pudra şeker keki ile besledim,aynı süreçte 1 şeker/3su ile hazırladığım şurubuda kullandım. Bu şekilde,yani hem katı+hemde sıvı beslemenin birlikte yapılmasının arıların gelişimini %35 oranında hızlandırdığını Çukurova Ünivesitesinin bir araştırmasında okumuştum,uygulamanın sonuçlarından çok memnunum. Asıl söz etmek istediğim konu şudur: Organik Asitlerin Hayvanların Beslenmelerindeki Pozitif Etkileri. Ben hangi dönemde olursa olsun hazırladığım şuruplara formik asit ilavesi yapıyorum,bunun sebebide nektar içerisinde olan %0.56 dan başlayıp kestane balında en yüksek seviyeye ulaşan organik asitlerin arıların yaşamlarındaki önemli yerinin boş kalmamasıdır. Kestane balının insan sağlığına olan faydalarından biriside budur diye düşünüyorum. Antibiyotikler canlıların yaşamında  yarattıkları negatif etkiler  sebebi ile kullanılmama yoluna gidiliyor ve hayvan beslenmesinde kullanılan antibiyotik katkılı yemler yasaklanıyor. hayvan yemlerine ilave edilen organik asitler,geçmiş dönemlerde kullanılan antibiyotiklerin yerini alıyor. Organik asitler ilave edilmiş yemlerin hayvanların organizmalarındaki pozitif etkileri şöyle belirtiliyor..::
   Organik asitler,mikotoksinlerin yemler içerisinde gelişip çoğalmalarını önlerler. Mikotoksinler özellikle kanatlı hayvanlarda,verim performansında çok büyük düşmelere,önemli sağlık sorunlarına ve ölümlere neden olmaktadır.yemlee katılan organik asitler,maya-mantar ve bakterilerin gelişip çoğalmalarını engeller,ilave edildikleri yemlerin pH değerini hızla düşürür,fermantasyonu sınırlar ve başta proteinler olmak üzere besin maddeleri kayıplarını önler.
   Organik asitler,bakterilerin hücre zarlarından geçerek hücre içi pH sını değiştirir ve bu sebeple bakterilerin  amino asit ve enerji metabolizmalarını etkiler,onların DNA yapılarını parçalayarak onları etkisiz hale getirebilirler. yemlerde organik asit kullanılması durumunda,bu asitlerin sindirim sisteminde sebep olduğu anti bakteriyel etki ciddi sağlık sorunlarını engeller. Organik asitler hayvanların sindirim sistemindeki mikrobiyal florayı değiştirerek,besin maddelerinin daha kolay sindirilmesini sağlar.bu etkiler sayesindede performanslarda artışlara sebep olurlar. Organik asitler mide sıvısının asitleşmesini sağlarlar. pH değerinin düşmesi sonucunda sindirim sistemindeki bakteriler safdışı olurlar. Ayrıca protein sindiriminde önemli yeri olan pepsinin aktivize olmasını sağlarlar. Patojen mikro organizmaların gelişip çoğalmasını önlerler.
   Bu konu ile ilgili Sizlerin görüşünüz nedir.  Bu konu ile ilgili arıcılık uygulamalarını daha sonra tekrar paylaşacağım. Hepinize kolay gelsin.
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Çevrimdışı M.Peker İskar

  • Admin
  • *****
  • İleti: 580
  • Katkı 23
  • Yer: Bulgaristan/ Dobriç
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #12 : 21 Ağu 2017 08:23:20 »
   Konu hayvan sağlığı ve beslemenin bu konudaki önemi olduğu için,özellikle veteriner Arkadaşımız Kerem Beyin bu konu hakkında yazacakları bizler için yönlendirici olacaktır.
   Okuduğum bir araştırmada,,Prof. Şiller'in(orijinali böylemi yazılır bilmiyorum),Arılarının kış mevsiminde ve erken ilkbaharda ihtiyacı olan stok beslemesinin her 1 litresine 15 damla formik asit ilavesi yaparak nosema(hangi türü belirtilmemiş)hastalığını tedavi ettiği yazılıyor.
    Aynı araştırmada,formik asit'in,ana arının yumurtlama aktivitesini arttırdığı belirtiliyor ve bu araştırmanın sonuçları bir çizelge ile aktarılıyor. Formik uygulamasına başlandığı gün kovan içerisindeki yavru miktarı (( açık yavru:4.7 desimetre kare-kapalı yavru:23 dm2.)) Uygulamanın başlamasından 30 gün sonra yavru miktarı(( açık yavru.64.7 dm2.-kapalı yavru.87.7 dm2.)) başlangıçtan 60 gün sonra yavru miktarı((açık yavru:60 dm2.-Kapalı yavru:112 dm2.)) olarak tespit edilmiş.. Zander tipi langstroth kovanların peteklerinin iki yüzünün toplamı yaklaşık 16 dm2.dir. Ve genel olarak çerçevenin 1/3 ü bal-2/3'ü yavru olduğu kabul edildiğinde,bu araştırmanın sonucuna göre 60 ıncı gündeki toplam yavru alanı 182 dm2.olduğundan hareketle  11.4 çerçeve yavru olmuş oluyor. Daha iyi anlaşılması açısından şöyle hesapladığımızda: 1 dm2. petek alanında 425 işçi gözü olduğu kabul edildiğine(182 dm2.X425 adet) 77.350 adet açık ve kapalı yavru olduğu belirlenmiş oluyor,ki bu sayıda birçoğumuzun kovanlarında göremediği bir fazlalıkta.( 77.350 sayısı inanamadığımbir sayı,şöyleki. İşçi arının 21 günlük süreçte doğduğu hesabı ile;; 77350 : 21=3683 yumurta/gün,ne derece olabilir bilemiyorum.)(( Ancak burada 12 lik Dadant bakan tanıdığın kovanında 8 çerçeve saydığımızı biliyorum,buda yaklaşık bu ortaya çıkan rakamlara yakın bir sonuç veriyor))
  Kanımca bu Organik Asitler konusunu çok iyi bir şekilde araştırıp,erişebildiğimiz bilgileri paylaşmalıyız. Canlı organizmalarda Asit- baz dengesi,canlının hormonal ve fizyolojik faaliyetlerini düzenleyen en önemli etken olarak sağlıklı yaşamın ön koşulu olarak belirtiliyor. 
  Konuyu toplarsak: organik asitler sadece Warroa veya dış parazitlerin ortadan kaldırılması amacı ile kullanılan bir araç olarak görülmemeli, arılarımızın hormonal ve fizyolojik performanslarını arttıran,sindim sistemlerindeki bakteri ve mikroorganizmalarla mücadele etmemizi sağlayan önemli bir araç kabul edilmeli. 
                         Hepimize kolay gelsin.
« Son Düzenleme: 21 Ağu 2017 11:27:13 Gönderen: M.Peker İskar »
En kötüden iyiyi öğren,ama en iyiden kötüyü öğrenme.

Çevrimdışı Onur Özer

  • *
  • İleti: 346
  • Katkı 0
  • Koloni sayısı: 24
  • Yer: Kayseri Sarımsaklı Barajı
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #13 : 21 Ağu 2017 21:24:40 »
Abi yeterince ilgi çekici, mutlaka bilenler ve uygulayanlar bizlere de aktarmalı.

İyi çalışmalar
Nabêjin kê kir, dibêjin kê got.

Çevrimdışı monarosa1

  • *
  • İleti: 8
  • Katkı 0
Ynt: Mustafa Peker İskar Köşesi
« Yanıtla #14 : 22 Ağu 2017 00:50:02 »
Elbette tartışabilecek arkadaşlar olacaktır. Be paylaşım yeni fikirler üretimi açısından ele alıyor ve teşekkür ediyorum.